|
1- GENEL BİLGİLER
BİNGÖL ADININ KAYNAĞI
Doğu Anadolu Bölgesi’nin yukarı Fırat Bölümü’nde yer alan Bingöl, adına ilişkin pek çok efsane ile tanınır. Tarih boyunca çeşitli medeniyetlerin egemenliğinde kalan il, daha önce “ÇEVLIK” ya da halk dilinde. “ÇOLİG” adıyla Palu ilçesine bağlı bir bucaktı. 1872 yılında ise “ÇAPAKÇUR” adıyla ilçe; 1936 yılında (yine aynı isimle 04.01.1936 tarihli 3197 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2885 sayılı kanunla) il haline getirilir. İl Merkezi “Çapakçur” adı altında 1945’e kadar bu isimle anıldı. 1945 yılında “BİNGÖL” adı verilir. Ve bu isimle anıla gelir.
İlin eski adı olan “ÇEVLİK” Anadolu halk ağızlarında; dere kenarında bulunan bağlık-bahçelik yer. anlamına gelir. Gerçekten de Bingöl’ün eski yerleşim alanı olan Çevlik; Çapakçur Suyu’nun kenarında bağlık bahçelik yeşil bir ovada kurulmuş olup, ismiyle tenasüp içindedir. “ÇEVLİK” kelimesi halk dilinde hala “ÇOLİG’ olarak varlığını muhafaza etmektedir. Bugün bir çok kişi Bingöl isminin yanında “Çolig” ismini kullanmaktadır. Özellikle kırsal kesimlerde il merkezi bu isimle anılır.
“Günümüzdeki Bingöl’ün yerinde kurulmuş olan ve 1945 yılına kadar Çapakçur adıyla bilinen yerinin adına ise ilk defa ortaçağ İslam kaynaklarında Cebelü Cur (Yakut, iİ, 102) şeklinde rastlanmaktadır.” Çapakçur adının tam olarak ne zamandan beri kullanıldığı bilinmemektedir. Ancak Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Çapakçur’un Büyük İskender tarafından kurulduğunu ve bu ismi de onun koyduğunu rivayetlere dayanarak belirtir. Seyahatnamede Büyük İskender’in ağrılarına şifa bulmak ve başındaki iki boynuzdan kurtulmak için nice doktorlara başvurduğu halde bir türlü derdine çare bulamadığı için sonıında ab-ı hayat’ı aramaya kalkıştığı anlatılır. Ab-ı hayat bulmak için epeyce uğraşan İskender sonunda kaynağın kendisi olmasa da ondan beslenen bir pınardan içip ağrılarından ve boynuzlarından kurtulmuş, faydasını gördüğü suya “Makdis Lisanı” üzere “Cennet Suyu” anlamına gelen Çapakçur adını verir. Hekimlerinden Filkos’u yanına çağırıp demiş ki; “ Bu kadar zamandan beri benimle uğraştınız ve ağrıma bir ilaç bulmaya kadir olmadınız. İlacını Cenab-ı Allah Cennet nehirlerinden verdi. Burada benim için bir kale inşa edip, ismini “ Çapakçur” verin. Bu emir üzerine Murat Nehri kenarında 315 günde Çapakçur Kalesi inşa edilmiştir...” Bu tarihten itibaren 1945 yılına kadar Çapakçur, il merkezi’nin ismi olarak kullanılır. 1945 yılında Bingöl adı verildi. Bingöl adını, bu adla anılan dağdan aldı. Dağ ise adını, üzerindeki irili-ufaklı yüzlerce, belki de binlerce buzul gölden almıştır. Böylece başı pare pare dumanlı doruğu süt beyaz olan karlı dağın üzerindeki buzul göller bir kente ve bir İle
isim olmakla onun bağrında ebedileşiverdiler.
Bingöl adına ilişkin pek çok efsaneden en çok bilinenleri şu ikisidir. 1- Evliya Çelebi Seyahatnamesinde şöyle hikaye etmiştir. “ Bir avcı, bir kuş vurmuş, oııu gölde temizlerken, kuş canlanmış ve göle dalıp kaybolmuş. Gölün ab-ı hayat kaynağı olduğu meydana çıkmıştır. Bu sır meydana çıkınca Allah’ın emriyle bin parçaya bölünmüş ve hangisinin ab-ı hayat kaynağı olduğu bilinmez olmuş.
2- “Bu bölgede savaşmakta olan iki ordudan birinde su sıkıntısı başlar. Bir kolu su bulmak için dağlara çıkar.Nitekim güzel bir su bulup içerler. Fakat bir dahaki sefere kolay bulunması için de suyun yanına bezden bir işaret koyarlar. Birliklerine dönen askerlerin yerine diğer bir kol su içmek içiıı dağlara tırmanmaya başlar. Başlarındaki komutan bir tepeye çıkıp ta yüzlerce gölü aynı anda görünce, hayretini şöyle ifade eder. Burası bir göl değil, bin göl ve böylece o savaşın yapıldığı bölgedeki şehrin adı “BİNGÖL” olarak söylenilmeye başlar. Işte Bingöl adı bu ve benzeri ifadelerle bilinmektedir.
İLİN TARİHİ İlimiz Anadolu’nun düşman istilası görmeyen bölgelerinden birisidir. Bingöl’ün tarihi daha çok komşu illerin tarihi incelenerek çıkarılmıştır. Erzurum, Erzincan, Diyarbakır, Bitlis, Ahlat, Van ve Tunceli şehirleri eski devirlerde bir beyliğe veya hükümdara başşehir olmuştur. Bingöl daha çok bu beyliklere bağlı otlak olarak tutulmuştur. Şimdiye kadar Bingöl ili sınırları içinde bir şelıir kalıntısına rastlanmaması bunu doğrular.
Tarihçi Heredot bir eserinde Anadolu’yu bir takım bölgelere ayırarak bugünkü Muş, Diyarbakır ve Bingöl illerinin bulunduğu bölgeye “ KOMOJEN” ismini vermiştir. Bingöl ili Osmanlı Devleti zamanında komşu illere bağlı olarak idare edilmiş, ancak Cumhuriyet devrinde bir il haline gelmiştir.
CUMHURİYETİN ,İLANINA KADAR TARİHİ DEVRE VE OLAYLAR
HİTİT VE HURİ DEVRİNDE BİNGÖL Huriler M.Ö. 2000 yıllarında Güneydoğu Anadolu Bölgesine gelip Fırat kenarında Urfa, Mardin, dolaylarında “VASUK.ANI” şehrini kurdular. Mitaniler Devleti diye tarihe geçen bir kavimdir. Doğu Anadolu’da tam bir hiikümdarlık kuran Mitaniler Hititler ile ilişkilerde bulundular. Hitit Kralı Telepinuşun ölümünden sonra Hititlerin Mitani himayesine girdiği sanılmaktadır. Hititler yeni krallık devrinde Torosları aşarak Mitani Devletini sıkıştırmaya başladılar Şuppilihiuma Mitani Prensini kendisine damat edinerek onları himayesine aldı. MÖ. 1 360 yıllarında Harput, Biııgöl ve Muş dolayları Hititlerin eline geçti.
URARTU DEVRİNDE BİNGÖL Van Bölgesinde oturan Urartular hititlerin MÖ. 1200 yıllarında yıkılmasıyla batıya doğru genişleyerek Bitlis, Muş ve Bingöl’ü alarak Murat Vadisinde ilerlediler. Urartu Kralı Menuas Bingöl Yaylalarını koruyabilmek için Sebiterias, Bağın ve Mazgirt Kalelerini yaptırmıştır. MÖ. 745 yıllarından sonra Asur Kralı Tiglat Pileser’le Urartu Kralı 111. Sardur arasında yapılan savaşta Urartular yenildiler. Iran’da kurulan Medyalılar, l3 abiliter ile birleştiler. Urartuların’da yardımını alarak Asurluları yenerek tarihten sildiler. (M .0.612)
M.O. 550 Yıllarında Iran’dan Ansan Kabilesinden Kurus Medleri yenerek Pers Devletini kurdıı. Üç yıl sonra batıya akınlara başladı. Bingöl, Elazığ ve Tunceli dolaylarını aldı. MÖ. 546 yılında Lidya üzerine yürüdü. Lidyalıları da yenerek bütün Anadolu’ya sahip oldu. Gavgamela Savaşında yenilen Persler ellerindeki toprakları çıkardılar. Iskender imparatorluğu bu topraklara sahip oldu. İskender’in ölümünden sonra bölgeyi Selefidisler ele geçirdi. Arsak adında bir Türk Hükümdarı bölgeyi kurtarmak için hem Selefküsler, hemde Sasaniler ile mücadele ettiyse de başarı gösteremedi.
M.O. 200-189 yılları arasında komuk Türkleri tekrar canlandılar. Komoen Krallığını kurdular. Nemrut Dağının (Adıyaman Bölgesinde) güney batısında, bugünkü Samsat ilçesini (Samaysat-Samosata) başkent yaptılar. Doğuda ilerleyen Zaiadres bütün Sophone denilen Bingöl, Elazığ, Tunceli ve çevresini ele geçirerek Van’a kadar uzandı.
ROMA DEVRİNDE BİNGÖL MÖ. 75 Yıllarında yukarı Aras havzasında kurulan Ermenistan Krallığı M.S.50 yıllarında varlığını göstermeye başladı.
Ermenistan Kralı TİGRANUS’ un Romalılar ile arası bozulunca Roma Generali LUCULLUS Ermeni Krallığı üzerine yürüdü; POPPEIUS Ergani geçidini aşarak Diyarbakır’da TIGRANA-KERTA Kalasine sığınmiş olan Ermenistan Kralı TIGRANUS’u yendi. Böylece Bütün Sophene bölgesini eline geçirdi. Roma Generali GUREGIO da Ermenistan’ın başşehri olan ARTAXATA’yı alarak Ermenistan Krallığı Romalılara bağladıktan sonra Ermeniler bundan sonra pek varlık gösteremediler.
MÜSLÜMANLIĞIN YAYILIŞINDAN SONRA BİNGÖL Hz.Ömer zamanında Suriye ve Irak Arapların eline geçti. İslam Komandanlarından Halit İbn-i Velid; Arned (Diyarbakır), Maden ve Palu Kalelerini aldı. Bingöl’ün Azakpert Kalesini de aldı. Erzincan Bölgesine kadar uzandı.
Bundan sonra Anadolu’da yer yer karışıklıklar meydana geldi. Bu karışıklıklar devam ederken; 1040 yılında Oğuz Boyları birleşerek, Selçuklu Devletini kurdular. Kısa bir zaman içinde teşkilatlandılar. Kurtuluş’un Oğlu Süleyman Anadolu’yu Urartılardan kurtarmak için sefere çıkmaya karar verdi. Önce Antalya ve civarını aldı. Çubuy Bey de Komojen, Sopene, Hını Ziyad isimleri anılan bölgeleri ele geçirdi. Böylece Selçuklular Anadolu’yu ele geçirmek için çeşitli yollardan harekete geçtiler Anadolu’nun alınması işini Tuğrul Bey özerkliğine aldı. Uç koldan harekele geçti. Emir Dinar Malatya’dan dönünce Bingöl’ü aldı. Muş ve Sasona bölgesine gelince Bizans askerlerinin hücumuna uğradı. Çok kayıp verdi. Kış bastığı için Ilenesan’a döndü. Alparslan hükümdar olunca Malazgirt’i aldı. Daha sonra Muş, Bingöl, Silvan ve Diyarbakır’ı ele geçirdi. Selçuklular da taht kavgası ve iç huzursuzluklar başlayınca Moğollar Anadolu’ya saldırdı. Baycu Noyan , Erzurum’u kuşattı. Bingöl Moğolların eline geçti. UZUN HASAN DEVRİNDE BINGOL İlk olarak Diyarbakır’ı kendilerine yurt edinen Ak koyunlular Bingöl ve Erzurum’u aldılar. 1394 yılında Erzincan üzerine yürüdüler. Kadı Burhanettin ile anlaşarak Erzincan’ı da aldılar. Uzun Hasan, Trabzon Lum İmparatorunun kızı Despina ile evlenince Bingöl’ün Genç kazasında Despina için bir saray yaptırdı. Uzun Hasan’ınFatih Sultan Mehmet ile arası açılınca Oluk beli denilen yerde savaş yapılmıştır. 1473 yılında yapılan savaşta Uzun Hasan yenildi. Bu suretle bölge, Osmanlıların eline geçti SAFEVİLER DEVRİNDE BİNGÖL Ak koyunlular devrinde Muş, Kiğı, Solhan, Pasinler eyalet merkezi iken Genç küçük memurlar tarafından idare ediliyordu. 1473 yılında Ak koyunlular idaresine son verilince; Iran Hükümdarı Şah İsmail doğuya saldırılara başladı. Bingöl Bölgesini ele geçirdi.
Yavuz Sultan Selim, İran’a sefer yapmaya karar verdi. İki ordu Çaldıranda karşılaştı. Çaldıran Savaşında Şah lsmail’i yendi. Doğu Anadolu’nun bütünlüğünü sağlama işini Vezir Bıyıklı Mehmet Paşa ile Tarihçi Idris Bitlisi’ye verdi.
OSMANLI DÖNEMİNDE BİNGÖL 1514'de Yavuz Sultan Selim Bingöl'ün kuzeyini, Erzincan, Tercan ve Erzurum'u Osmanlıların hakimiyetine sokmuştu.
Çapakçur beylerinden Süleyman Bey, Osmanlıların egemenliğini kabul ederek, Çapakçur(Bingöl) Osmanlılara geçti.
"Çapakçur ve havalisi Süleyman Beye, diğer kaleler de Ahmet beye düşmüştü. Osmanlı himayesinde yaşayan bu kardeşler ilk zamanlarda iyi geçindilerse de sonraları araları açıldı. Ahmet Beyin teşebbüsü ile Bab-ı Ali Süleyman Beyi ittiham etti ve hatta bir fermanla Süleyman Bey,Çapakçur'da idam edildi. Süleyman Beyin idamından sonra oğlu Maksut Bey Osmanlı hizmetine girerek ve Kanuni ile Nehçivan seferine çıkıp Arap çayı önünde büyük yararlıklar gösterdiğinden kanuni pederlerinden Mevrus Çapakçur kalesini Maksut Beye,ocaklık namıyla tefviz eyledi." (45) Kanuni Sultan Süleyman Diyarbakır eyaletini teşkil ettiğinde Çapakçur'u Sancak olarak buraya bağlamış. Bingöl Osmanlılar için önemli bir yere sahipti. Çünkü Bingöl Osmanlıların İran'a karşı yürüttüğü mücadelelerde bir üs olarak kullanıldığı gibi ekonomik bakımdan da önem arz etmektedir.
"23 Mayıs 1554'te Kanuni Sultan Süleyman Bingöl yöresinde idi.Göynük suyu boyundaki Hokhzik denilen yerde yeniçeriler Sultanı büyük bir törenle karşıladılar.
Çapakçur 1578 Şirvan'a asker gönderdi. Safeviler'e karşı bu şehir ve kaleyi korudu.
"19.yüzyılın ikinci yarısında eyaletlerin kaldırılmasından sonra Çapakçur Bitlis Vilayetinin Genç sancağı içerisinde yer alan ve aynı adı taşıyan Kaza'nın merkezi oldu. V.Cuinet'e göre 19. Yüzyılların sonlarında Çapakçur 450 haneli 8 dükkanlı bir fırını olan meyve bahçeleri ve üzüm bağlarıyla çevrili küçük bir yerleşme yeri idi ve nüfusu da 1075 kadardı. Ayrıca burada Şayak adı verilen kaba bir dokuma üretiliyor ve çevredeki yerlere gönderiliyordu."(48)
Selçuklu Dönemi
1243 Selçukların Kösedağ savaşını kaybetmesiyle Anadolu'da Moğol istilası başlamış ve Bingöl Moğolların istilasına uğramıştır. "Doğudan gelen Moğol taarruzu karşısında Harzemlilerden Bereket, Sarıhan aşiretleri, Cebellibereket'e Solhan aşireti de aynı ismi taşıyan mıntıkaya gelmişlerdir.Rivayete göre ordusu dağılan Harzemşah civar köylerden birine saklandığı bir sırada hariç bir köylü şahı görmüş ve yanına yaklaşarak Ahlat'ta kardeşimi öldüren (Harzemşah) budur diye Onu kargısıyla öldürmüştür. Zazalar bundan sonra Şah'ın yattığı bu yeri türbe ittihaz eylemişler ve Solhan aşiretinin meskun olduğu köye de Harzemşah köyü denilmiştir."(26) Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat bölümünde yer alan Bingöl ili, 38 27' ve 40°27'doğu boylamlarıyla, 41°20' ve 39°54' kuzey enlemleri arasında bulunmaktadır. Bingöl, doğuda Muş, kuzeyde Erzincan ve Erzurum, batıda Tunceli ve Elazığ, güneyde ise Diyarbakır ili ile komşudur.
Bingöl'ün ilçeler itibariyle yüzölçümü ve ilçe merkezlerinin deniz seviyesinden yükseklikleri Tablo-1'de görülmektedir.Bingöl'ün yüzölçümünün yüzde 22.82'si merkez ilçeye aittir. Merkez ilçeden sonra sırasıyla Genç, Karlıova ve Solhan gelmektedir. Rakımı en düşük ilçeler İl merkez ve Genç ilçe merkezidir.Rakımı en yüksek ilçe ise Karlıova'dır. İlimizde belli başlı yaylalar ise; Bingöl Yaylası, Şerafettin Yaylaları, Genç'te Çötele (Çotla) Yaylası, Karlıova'da Hırhal ve Çavreş Yaylası, Kiğı'da Kiğı Yaylası ve Dağın Düzü Yaylaları, Adaklı'da Karer Yaylası'dır.Hayvancılık için de çok elverişli olan bu yaylalar, Beritan aşireti (Bertyan) ve çevre köyler için vazgeçilmez özelliklere sahiptir. Yine bu yaylalarda yapılan arıcılıktan elde edilen bal yurdun her tarafından aranır duruma gelmiştir. Birinci Cihan Harbi başlayınca Osmanlı Devleti de harbe girdi.1915 yılında Ruslar taarruza geçerek Eleşkirt,Malazgirt ve Pasin’lere kadar ilerledi. Bunun üzerine halk,Bingölleri aşarak Varto ve Karlıova’ya doğru göç etmeye başladı.Ermeniler Türk Ordusundan kaçarak Rus Ordusuna geçti.Ruslar 16 Şubat 1916’da Erzurum’a girdiler.Bunun üzerine,Karerli Küçük Ağanın önderliği ile;Karer Dağları Sığı Boğazı ve Eşek Meydanında (sonradan Şeref Meydanı),Milli Kuvvetler cephe almaya başladı.Çapakçur’a yetişen iki tümen askerimiz de bu Milli Kuvvetlere katıldı.Ruslar Mart ayı sonlarına doğru bu cephelere saldırmaya başladı.15 günlük bir çarpışma sonunda büyük kayıplar vererek Şerafettin ve Çafreş Dağlarına doğru kaçmaya başladılar.15 Mayıs 1916’da Ruslar Şeref Meydanından Erzincan’a kadar bütün cephelerde tekrar saldırıya geçtiler.Fakat bu sırada Çanakkale Zaferinden dönen Türk Ordusu Rus Cephesine yığınak yapmaya başlamıştı.Bu orduya Ahmet İzzet Paşa kumanda ediyordu.Çapakçurun Gazik (Kuruca) köyünde karargahını kurdu.2.Kolorduya kumanda eden Faik Paşa da Sancak Bucağının Simsor köyünde karargahını kurdu.Ordu birlikleri Karer Dağı ve Şeref Meydanında mevzilendiler. Ruslar 5 Haziran 1916 da bir çok cephede taarruza geçtiler.Fakat bu taarruzda da başarı gösteremediler. Bir çok ölü bırakarak geri çekilmeye başladılar.
8 Haziran 1916 da Ruslar Çapakçur Cephesine taarruza geçtiler. Muğla Müfrezeleri buna karşı koydular. 9 Haziranda iki piyade taburu ile takviye edilen Rus Süvarileri Oğnut Müfrezelerini Sığı istikametinde geri çekilmeye mecbur etti. 11 Haziranda Masla Deresine taarruza geçtiler. Buğlan Müfrezeleri Melekhan’a doğru uzanan sırtları tutmaya başladılar.
13 Haziranda Masalla (Balıklı Çay) deresi ve Sığı boğazındaki Oğnut Müfrezesine taarruz eden Ruslar, bir netice elde edemediler. 26 Haziranda 3. Kolordu Masalla deresinin batı kısmına geçti. Sazani kuzeybatısında bulunan Rusları, Masalla Dersinin doğusuna attı. Ruslar, Temmuz Ayının başlarında tekrar saldırıya geçtiler. Bu taarruzda Birliklerimizde bir gerileme görüldü. 9 Temmuzda buraya 7. Tümen’e ait bazı birlikler ile Milis kuvvetleri gönderildi. Ruslar 12 Temmuz 1916 da Muş cephesinden taarruza geçtiler. Çok kanlı bir çarpışmadan sonra Ruslar büyük kayıplarla geri çekilmeye başladılar. 13-14 Temmuz gecesi 66. Tümen’e mensup 261. Alayın yaptığı bir gece baskını ile 8.Tümenin cephesi yarıldı. Tümen, Şen Mevziine çekildi. Ruslar 8. Tümeni takip ederek taarruzlarına da deva ettiler. 8. Tümen Malam’da köyündeki mevzilerine çekildi. 25 Temmuz 1916 da Erzincan Rusların eline geçti. 27 Temmuz da hafif Rus Kuvvetleri Celigöl tepesi ve Oğnut İstikametinde taarruza geçmişlerse de geri püskürtüldü. 29 Temmuz da tekrar Celigöl tepesine taarruza geçtiler. Fakat bin’e yakın Rus askeri öldürülerek bu taarruzda durduruldu. 1 Ağustos günü Ruslar çok üstün kuvvetlerle Celigöl tepesine yeni bir saldırıya geçtiler. Topçu ateşininde desteğini gören Rus kuvvetleri burada da tutunamayarak Arçük ve Karer dağı hattına çekilmeye mecbur oldular. 3 ve 6 Ağustos’ta taarruza geçen Türk Kuvvetleri karşısında Ruslar tutunamadılar. Nazerbeyof komutasındaki Rus kuvvetleri Bitlis’in güney mevzilerine çekildi. 6 Ağustos’ta Muş, Rus kuvvetlerinden temizlendi. Böylece Ruslar perişan bir halde Murat vadisinin kuzeyine atılmış oldular. Yine 8 Ağustos günü 7.Tümen, Buğlan geldiğini, 53. Tümen Melikan yaylasını , 14. Tümen Celigöl Tepesini ve 1. Tümen’de Halifan – Çatak hattını Azakpert ve Termen Hatlarını elde etmişlerdi . Rus kuvvetleri 17 ve 19 Ağustos 1919 da yedi taburluk bir kuvvetle taarruza geçtilerse de yine başarı elde edemediler. 20 Ağustos 7. Tümen’in sol kanadında çok miktarda kuvvetlerle saldırdılar. 1. Kolordu Masalla deresindeki mevzilerine çekildi. 22 Ağustosta Ruslar elde ettikleri arazileri tahkim etmeye başladılar.23 Ağustos’ta Bitlis ve Muş’a taarruz ettiler. 28 Ağustos akşamı şiddetli çarpışmalar oldu. 29 Ağustos’ta karşı taarruza geçen 16.ve 3. Kolordu kuvvetleri düşmanı geri püskürttüler. Melikhan köyünün doğu ve kuzeybatısını ele geçirdiler.Kolordu Komutanı Faik Paşa 47. tümen’in gözetleme yerinde harekatı takip ederken şehit oldu. 2. Kolordu düşman taarruzunu kırarak karşı taarruza geçti, 31 Ağustos’ta Ordu Komutanı kıtalara istirahat verdiği sırada Ruslar bunu fırsat bilerek 16. Kolorduya taarruz etti ve bunları Masalla deresinin gerisine attı.9 Eylül’de Kara-Baba Tepesini elde etmek isteyen Ruslar taarruza geçti.Demlek,Tümük Ovasındaki mevzilerimizi elde ederek Karababa’nın kuzeyine geldiler.Fakat 34.Alayın taarruzu ile Ruslar tamamen geri çekilmeye mecbur edildi.
7 Aralık 1917’de Rusya’da çıkan ihtilal üzerine Erzincan’da Ruslarla mütareke imza edilerek Ruslar,doğu illerimizi terk ettiler. CUMHURİYET DEVRİNDE BİNGÖL
Cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılında Elazığ 1929 yılında da Muş illerine bağlanan Bingöl, 1936 yılında Vilayet olmuştur.1945 yılında da İl Merkezi olan Çapakçur’un adı Bingöl olarak değiştirilmiştir.
İl sınırları içinde arazi oldukça engebeli ve yüksektir.Denizden ortalama yüksekliği 1250 metreyi aşar.Dağlar çok geniş bir alan kaplar.Bingöl dağlarının yapısında genellikle bazalt ve andezitler bulunur.Bu püskürük kütle tabandaki tortul tabakaları örtmüştür. Dolayısıyla püskürük kütleler tortul kütlelerden daha gençtir.Kuzey-batı,güney-doğu yönünde uzanan Bingöl dağlarının kuzey yamaçları hafif eğimli olduğu halde,güney kesimleri oldukça diktir.Güney yamaçta sıcak su kaynaklarına rastlanması bu yamaç yüzeyinin fay çizgisi tarafından dikleştirildiği,dolayısıyla buradan bir çayın geçtiği açıkça anlaşılmaktadır.Türkiye’nin deprem zonları incelendiğinde ilimizin bulunduğu yerden kuzey-doğu güney-batı yönünde uzanan bariz fay hatlarının geçtiği görülür.Bölgede çeşitli istikametlere doğru uzanan fay çizgilerine rastlanır.Fay çizgilerinin,farklı yüzey seviyeleri meydana getirmeden tortul tabakaların altında gizlendiği yer yer satıha çıktığı bu yerlerden de sıcak su kaynaklarının çıktığı gözlenince belirsiz fay çizgilerinin bilgenin her yerinde olabileceği kanaati oluşmaktadır.
İLİN ÇOĞRAFİ DURUMU
Bingöl İli Doğu Anadolu Bölgesi Yukarı Fırat bölümünde yer alır. Doğusu Muş, kuzeyi Erzurum ve Erzincan, Batısı Tunceli ve Elazığ, Güneyi ise Diyarbakır İlleri ile çevrilidir. Bingöl İli 41º 20 ve 39º - 56º doğu boylamları ile 39º - 31 ve 36º - 28º kuzey enlemleri arasında yer alır.
İlin Merkez dışında Adaklı, Genç, Karlıova, Kiğı, Solhan, Yayladere ve Yedisu olmak üzere 7 İlçesi bulunmaktadır. İl Merkezi denizden 1151 metre yükseklikte Çapakçur ovasının kuzeybatı köşesinde Murat suyuna Genç İlçesi civarında kavuşan Göynük suyunun bir koluna hakim düzlük üzerinde kurulmuştur. Elazığ – Tatvan yolu üzerindeki Bingöl, daha önceleri burada vadi içinde kurulu iken şehrin 1950’lerden sonra hızla gelişmesi sonucunda hakim olan düzlüğe taşınır.
BİNGÖL İLİNİN FİZİKİ COĞRAFYASI A-JEOLOJİK VE JEORFOLOJİK ÖZELİKLERİ İl sınırları içinde arazi oldukça engebeli ve yüksek olup, denizden yüksekliği 1250 metreyi aşar Dağlar ve tepelik alanlar çok geniş bir yer kaplar. Yükseklikleri 2000 metreyi aşan dağlık alanlar ise 1500-2000 metre arasında yükseltiye sahip olan tepelik alanların 3. jeolojik zaman (meozoik Tersiyer) da tektonik hareketler sonucunda meydana geldiği tespit edilmiştir. Bingöl dağlarının yapısında genellikle bazalt ve andezitler bulunur. Kuzey-Batı Güney-Doğu yönünde uzanan Bingöl dağlarının kuzey yamaçları hafif eğimli olduğu halde güney kesimleri oldukça sarptır. YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ 1- DAĞLAR Bingöl arazisi çok dağlıktır. Yükseklikleri 3000 metreyi aşan dağlar bulunur. Dağlar üzerindeki yaylalar ve düzlüklerin yükseklikleri 2000 metreden aşağı düşmez. Ova niteliğindeki yerler bile 1000 metrenin üzerinde bulunmaktadır. Bingöl ovasının dört tarafı tarafı dağlarla çevirilidir.Dağların Yüksek kısımlarını doruklar, buzul gölleri, etek kısımlarını ise moren kalıntıları kaplar. Dağlar genellikle seyrek ormanlık olup, güney bölümlerinin bazı kısımları çıplaktır. Meşe ormanları dağların 1200möetreden aşağı kısımlarında görülür. Volkanik sahaların en çok rastlandığı yer Göynük suyu ile Peri suyu arasındaki bölgedir. Volkanik olan bu bölge çukurluk ve yükseltileriyle dağların genel durumunu bozacak niteliktedir. Ayrıca buradaki dağların bünyesinde kısmen bezalt türünde akıcı, kısmen andezit tipinde kıvamlı lavlar büyük yer tutar. Üçüncü zaman sonlarındaki tektonik olaylar neticesinde kırılmalardan sonra yeryüzüne çıkan lavlar bir örtü gibi etrafa yayılmıştır. Bu arada bazı kırılmalar sonucunda bu örtünün bazı kütleleri çökmüş, bazıları ise yükselmiştir. Bingöl İline adını veren Dağları bu zamanda oluşmuştur. BAŞLICA DAĞ VE TEPELER DAĞIN ADI YÜKSEKLİK Bingöl Dağı 3250 Genç Dağı 2940 Şeytan Dağı 2906 Şerafettin Dağı 2544
OVALAR
Bingöl’de dağlar orta kısımlarda birbirinde uzaklaşarak genişlemiş ve bu genişleyen yerde Bingöl ovası meydana gelmiştir. Bu ovayı bir çok akarsular çeşitli yönlerde parçalanmıştır. Ovanın yüzölçümü 80 km² olup deniz seviyesinden yüksekliği 1150 metredir. Bingöl Ovası’ndan; Genç, Karlıova ve Sancak Ovaları gibi küçük ovalar da mevcuttur. AKARSULAR Peri suyu : İl sınırları içindeki uzunluğu ilin en önemli Peri Suyu’dur. Toplam 258 Km. uzunluğa sahip Peri suyu’nun İl sınırları içindeki uzunluğu 112 km’dir. Karagöl ve Bingöl Dağları’ndaki kaynaklardan çıkan sular Karlıova İlçesinin kuzeybatısında Elmalı dersi ve Çerme’de Kalmas deresi ile birleşerek Peri Suyu’nu meydana getirirler. Peri suyu buradan itibaren güneydoğu yönünde akıp Kiğı sınırları içinde çorik dağı’ndan Fas deresini, daha güneyden Çobi Suyu ve kalman deresini alarak il sınırlarından çıkar. Tunceli il sınırları içinde geçerek Muzur suyu ile birleşir. Elazığ’da yeşildere civarında Fırat’a karışır. Murat Nehri : İlin en önemli akarsularından biridir. Aynı zamanda Fırat’ın en büyük kollarından biridir. Nehir kaynağını Van Gölünün kuzeybatı ucundaki Aladağdan ve Bingöl dağlarından aldıktan sonra Malazgirt, Muş, Bulanık ve Bingöl gibi yer yer yüksek ovaları ve dağları doğu-batı doğrultusunda aşarak Elazığ İli sınırlarına girer. Keban ilçesinin kuzeydoğusunda karasu ile birleşerek Fırat Nehrini meydana getirir. Murat Nehri’nin Bingöl İli içindeki toplam uzunluğu 96 km.dir. Göynük Suyu : Murat Nehri’nin bir kolu olan Göynük suyunun başlangıç ve bitiş noktaları İl sınırları içinde kalmaktadır.Bingöl dağları’nın batı yamaçlarındaki Karkapazarı Köyünden doğup çoriş dağlarından bazı dereleri alarak Ekinyolu Köyü yakınındaki Mendo Suyu ile birleşir. Bundan sonra Genç İlçesi yakınındaki Murat Nehri’ne karışır. GÖLLER Bingöl İli sınırları İçerisinde büyüklük açısından önemli sayılabilecek herjangi bir göl yoktur. Fakat çok sayıda buzullar tarafından açılmış sirk adı verilen küçük göl vardır. Bu göllerin en önemlileri şunlardır : Gölbahri, Kerkis Gölü, Zırlır Gölü, Sar Gölü, Kuş Gölü, Harem Gölü, Er Gölü, Kıllı Göl, Manastır Gölü, Belli Göl, Karlı Göl, Çili Göl ve İçme Gölüdür. BASINÇ VE RÜZGAR İlkbaharla birlikte hava ısınmaya başlasa da çevredeki dağların yüksekliği sebebiyle dağlık kısımların nisbetten soğuk olur. Ova ve dağlar arasında görülen basınç farkından ötürü ovaya doğru bir hava akımı görülür. Sonbahar ve kış mevsiminde ise Sibirya’daki yüksek basınç merkezi Bingöl’üde etkisi altına alır. İlde hakim olan rüzgarlar genellikle batı –kuzeybatı istikametinden eserler. TABİ-İ BİTKİ ÖRTÜSÜ Doğu Anadolu’nun en zengin orman alanlarına sahip olan İllerden biri olan Bingöl’de ağaç türü olarak meşenin meydana getirdiği ormanlar yaygındır. Bu ormanlar 1900 m. Yüksekliğe kadar yayılış gösterir. Ancak ormanların uzun süre tahrip edilmesi sonucunda ve ormanların tam anlamıyla yok edildiği yerlerde bozkır (Step) bitki örtüsü görülür. İlin toplam arazisi 812.537 hektar olup bu arazinin kullanım durumu şöyledir; %7.28’i tarım arazisi, %27.92’si orman, % 10.25’i ağaçlandırma alanı, % 51’i mera, % 2.2’si çayır ve % 1.3’ü diğerleridir. İKLİM Kuzeyden sokulan nemli-serin hava kütlelerine açık olması ve yükselti faktörü sebebiyle Bingöl ve çevresi yazları sıcak,kışları soğuk geçmektedir. Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün verilerine göre Bingöl’de yıllık ortalama sıcaklık 12.1 derecedir. Yıllık yağış tutarı 873.7 mm. kadar olup, kar yağışlıgün sayısı 24.5 gün, donlu gün sayısı ise 94.1 gün kadardır.İlimizde belli başlı yaylalar ise; Bingöl Yaylası, Şerafettin Yaylaları, Genç'te Çötele (Çotla) Yaylası, Karlıova'da Hırhal ve Çavreş Yaylası, Kiğı'da Kiğı Yaylası ve Dağın Düzü Yaylaları, Adaklı'da Karer Yaylası'dır. Hayvancılık için de çok elverişli olan bu yaylalar, Beritan aşireti (Bertyan) ve çevre köyler için vazgeçilmez özelliklere sahiptir. Yine bu yaylalarda yapılan arıcılıktan elde edilen bal yurdun her tarafından aranır duruma gelmiştir. İKLİM: Kuzeyden sokulan nemli-serin hava kütlelerine açık olması ve yükselti faktörü sebebiyle Bingöl ve çevresi yazları sıcak,kışları soğuk geçmektedir.Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün verilerine göre Bingöl’de yıllık ortalama sıcaklık 12.1 derecedir. Yıllık yağış tutarı 873.7 mm. kadar olup, kar yağışlı gün sayısı 24.5 gün, donlu gün sayısı ise 94.1 gün kadardır.
İLİMİZİN YILLARA GÖRE NÜFUS DAĞILIMI
Yıllar | Bingöl Nüfus | 1935 | 62 924 | 1940 | 70 184 | 1945 | 75 510 | 1950 | 97 328 | 1955 | 113 341 | 1960 | 131 364 | 1965 | 150 521 | 1970 | 177 951 | 1975 | 210 804 | 1980 | 228 702 | 1985 | 241 548 | 1990 | 250 966 | 1997 | 234 790 | 2000 | 255 355 | 2007 | 251 552 |
BİNGÖL İLİNİN NÜFUS DURUMU VE
İLÇE NÜFUSLARI MERKEZ İLÇE TÜİK verilerine göre 65 bin 113 erkek, 64 bin 772 kadın olmak üzere merkez ilçe köyler dahil toplam nüfusu 129 bin 885 kişi olarak açıklandı. Bu nüfusun 86 bin 511'i merkez ilçeye bağlı köylerde yaşıyor.
GENÇ
Bingöl'ün en büyük ilçesi olan Genç ilçesinin toplam nüfusu 35 bin 267 kişi. Bu nüfusun toplam 18 bin 885 ilçe merkezinde, 9 bin 666'sı ise köylerde yaşıyor. SOLHAN Bingöl'ün ikinci büyük ilçesi olan Solhan'ın toplam nüfusu 32 bin 945 olarak açıklandı. Bu nüfusun 17 bin 895'i ilçe merkezinde yaşarken, 15 bin 50'si köylerde yaşıyor. Solhan'da ilçe merkezinde yaşayanlarla köylerde yaşayanların sayısının birbirine yakın olması dikkat çekti. KARLIOVA Bingöl'ün en büyük ilçelerinden Karlıova'nın toplam nüfusu 32 bin 147 olarak açıklandı. Bu nüfusun 7 bin 985'i ilçe merkezinde yaşarken, 24 bin 162'si köylerde yaşıyor. Karlıova nüfusunun önemli bir kısmının köylerde yaşıyor olması dikkat çekti. Karlıova'da köylerde yaşayanların sayısı ilçe merkezinde yaşayanların sayısının neredeyse üç katı olması dikkatlerden kaçmadı. ADAKLI
TÜİK verilerine göre Adaklı'nın toplam nüfusu 10 bin 647, bu nüfusun toplam bin 495'i köylerde yaşıyor. KİĞI Kığı'nın nüfusu ise toplam 5 bin 159 olarak açıklandı. Bu nüfusun 2 bin 142'si ilçe merkezinde yaşarken, bin 689'u köylerde yaşıyor. YEDİSU
Yedisu'nun toplam nüfusu 3 bin 415 olarak açıklandı. Bu nüfusun bin 893'ü ilçe merkezinde yaşarken, bin 522'si köylerde yaşıyor. YAYLADERE
Bingöl'ün en küçük ilçesi Yayladere'nin toplam nüfusu ise 2 bin 87 olarak açıklandı. Bu nüfusun bin 160'ı ilçe merkezinde yaşarken, 636'sı ise köylerde yaşıyor.
DOĞUM ÖLÜM ORANI Bingöl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü verilerine göre 2007 yılında doğanlar, aynı yıl ölenlerden 5 kat daha fazla. 2007'de doğanların sayısı 3 bin iken, ölenlerin sayısı 500 kişi.
BİNGÖL İLİNE BAĞLI İLÇELER ADAKLI İLÇESİ GENÇ İLÇESİ KARLIOVA İLÇESİ KİĞI İLÇESİ SOLHAN İLÇESİ YEDİSU İLÇESİ YAYLADERE İLÇESİ
ADAKLI İLÇENİN GENEL TANITIMI : İlçedeki ilk insan topluluklarının yerleşim tarihleri bilinmemekle birlikte, tarihi eserlerin varlığı ve durumları yerleşimin Kiğı İlçesiyle beraber başladığı kanaati uyandırmakla bu da yaklaşık M.O. 3000 yıllarına uzanmaktadır. İlçe 1839'da Kiğı İlçesiyle Erzurum'a bağlı bir köy iken 1926'da Erzincan'a 1936 yılında Bingöl iline bağlanmış ve Nahiye statüsüne kavuşmuştur. 04.07.1987 tarihinde 3392 sayılı Yasayla ilçe statüsüne kavuşmuş bu tarihten itibaren Bingöl İlinin beşinci ilçesi yapılarak 1988 yılı basında ilk Kaymakam ataması yapılıp. idari teşkilatlanması başlamıştır. Coğrafi yönden Doğu Anadolu Bölgesi yukarı Fırat bölümünde. Bingöl İlinin Kuzeydoğu kesiminde yer almaktadır. Rakımı 1500 metredir. Yüzölçümü 841 Km karedir. Bölgenin büyük bölümü Meşe ormanlarıyla kaplı engebeli bir arazi yapışma sahiptir. Adaklı İlçesi: Elazığ İli Karakoçan ilçesi. Kiğı. Yedisu. Karlıova ve Bingöl merkez İlçeyle çevrilidir. İklimin Kışın çok sert ve uzun sürmesi İlçenin Ekonomik ve Sosyal yaşantısını belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Ekonomik değer oluşturabilecek büyüklükte Akarsu olmamakla birlikte çok sayıda küçük su kaynaklarına sahip olmasından dolayı zaman, zaman toprak kayması. sel ve çığ aleti olmaktadır. 1995 yılında Hasbağlar Köyünde meydana gelen toprak kaymasında bir çok ev yıkılmış köy arazisi önemli ölçüde tahribata uğramıştır. 04.07.1987 tarihinde 3392 sayılı yasa ile ilçe statüsüne alınmış ve bu tarihten itibaren Bingöl ilinin ( 5 ) beşinci ilçesi olmuştur. 1988 yılı başında ilk Kaymakam ataması yapılarak, idari teşkilatlanması tamamlanmıştır. COĞRAFİ KONUMU: İlçe sınırları ; Güney bölümünde Bingöl İli, kuzeyinde Yedisu İlçesi,batısında Kiğı İlçesi, doğusunda Karlıova İlçesi bulunmaktadır.Bingöl İl merkezine74 Km. mesafede olup, yolun zemini stabilizedir.Bu nedenle ulaşım olumsuz yönde etkilenmektedir. Elazığ İl merkezine ise 198 Km. mesafede olup yol asfalttır. İlçeye ilk insan topluluklarının hangi tarihte yerleştikleri kesin olarak bilinmemekle birlikte; 1839 yılında Azakpert adıyla Kiğı İlçesi ile birlikte Erzurum iline bağlı bir köy iken 1926 yılında Erzincan iline, 1936 yılında ise Bingöl iline bağlanmış ve Nahiye statüsüne kavuşmuştur. 1968 yılında ise halen kullanılmakta olan Adaklı adını almıştır. Coğrafi yönden Doğu Anadolu Bölgesi Yukarı Fırat Bölümünde, Bingöl İlinin kuzeybatı bölümünde yer almaktadır. Rakım 1500 metredir. Yüz ölçümü 841 Kilometre kare olup, büyük bölümü meşe ormanları ile kaplı engebeli ve dağlık arazi yapısına sahiptir, İklim yapısı olarak karasal iklim kuşağında kışları çok sert ve uzun yazları ise sıcak ve kurak geçmektedir.
Ekonomik değer taşıyabilecek büyük bir akarsu olmamakla birlikte küçük çapta su kaynakları oldukça fazladır.
İlçe 1. derecede deprem bölgesinde bulunmakta olup, zaman zaman toprak kayması, sel ve çığ afetleri meydana gelmektedir. En son olarak 1995 yılında Hasbağlar Köyünde meydana gelen toprak kaymasında bir çok ev yıkılmış ve arazi önemli ölçüde tahribata uğramıştır. NÜFUS DURUMU: ADAKLI TÜİK verilerine göre Adaklı'nın toplam nüfusu 10 bin 647, bu nüfusun toplam bin 495'i köylerde yaşıyor. Ayrıca ekonomik durum bakımından İlçe halkının büyük bir bölümü diğer İl ve İlçelere göç etmiştir. Kütüklerimizde kayıtlı bulunan 50.993 kişi sağ görünmektedir.2000 yılında yapılan Genel nüfus sayımında İlçe merkezi ve mahalleler nüfusu 3.370, Köy ve mezraların nüfusu 7.846 olup toplam nüfus 10.856 kişidir. 40.137 kişi diğer İl ve İlçelere göç etmiştir. EKONOMİK DURUM: İlçe ekonomisi genellikle tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Üretim pazarlanabilecek düzeyde olmayıp, tüketime de yetmemektedir. Buğday ve arpa gibi tahılların yanında fasulye, patates, ceviz ve elma üretilmektedir. Hayvancılık genellikle ilkel yöntemlerle yapıldığı için, sayıca fazla görünen hayvanların ekonomik hayata katkıları çok azdır. Arazi yapısı itibariyle yöre özellikle küçükbaş hayvancılığa elverişlidir. İlçede son zamanlarda, Kaymakamlığın girişimleriyle tarımsal alanda seracılık başlamış, sebze ve meyve bahçe sayısında büyük artış görülmüştür. İlçe merkezi ve köylerde ceviz üretimi, kavak yetiştiriciliği ve arıcılık yapılmaktadır. İlçede endüstriyel faaliyet yoktur. Basit marangoz atölyesi ve günlük ihtiyaçları karşılayabilen küçük dükkanlar vardır.Ticaret, halkın günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik esnaf faaliyetlerinden ibarettir.İlçede Pazar kurulmamaktadır. Festival ve panayır etkinlikleri de yoktur. İlçede sadece Ziraat Bankası Şubesi vardır. Kırsal kalkınma projesi kapsamında ciddi çalışmalar yapılmasının ilçenin ekonomik yaşamına önemli yararlar sağlayacağı düşünülmektedir. İlçede küçükbaş hayvancılığı ve arıcılığı geliştirmek, ceviz ve kavak üretimim yaygınlaştırmak için teşvik uygulamaları yapılmalıdır. TARIM VE HAYVANCILIK İlçe halkı genellikle geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Ancak arazi yapısının engebeli olması nedeniyle tarım ve hayvancılık ilkel yöntemler kullanılarak yapılmaktadır. Tarım alanında genellikle buğday ve arpa gibi tahılların yanında fasulye, patates, ceviz ve elma üretilmektedir. İlçenin Arazi Dağılışı : Mera Arazisi | 22.600 Hk. | Ziraat Yapılan Arazi | 9.661 Hk. | Sulanabilir Arazi | 2.415 Hk. | Kıraç Arazi | 7.245 Hk. | Ormanlık Arazi | 12.190 Hk. | Ürün Getirmeyen Arazi | 3.500 Hk. |
Hayvancılıkta ise arazi yapısı itibarı ile yöre özellikle küçük baş hayvancılığa çok elverişlidir. Ancak ulaşım ve büyük kentlere uzaklık nedeni ile hayvancılık ilkel şartlarda yapılmaktadır. Ancak Tarım İlçe Müdürlüğünün teşvikleri ile 2002 yılı içerisinde doğrudan gelir desteği ve çiftçi kayıt projesi ile yapılan çalışmalarda 578 çiftçimiz kayıt edilmiş olup 38.030.000 dekar araziye toplam 513.411.520.500 TL destekleme ödemesi yapılması amacı ile gerekli icmaller oluşturulmuştur. İlçenin Hayvancılık Durumu :
Büyük Baş ( Sığır) | 2829 Adet | Küçük Baş ( Koyun) | 18650 Adet | Küçük Baş ( Keçi) | 33.325 Adet | Genel Toplam | 54.804 Adet |
İlçede son zamanlarda Tarım İlçe Müdürlüğü ve S.Y.D.V. işbirliği neticesinde seracılık başlamış olup tarımsal alanda sebze ve meyve bahçeleri sayısında büyük artış görülmüştür. Ayrıca ilçe merkezi ve köylerde ceviz üretimi kavak yetiştiriciliği ve arıcılık yapılmaktadır. SOSYAL DURUM: İlçede çok evlilik yapılmamakta, Ağalık. Şeyhlik gibi feodal kalıntılar bulunmamaktadır. Halkın muhafazakar ve bilinçsiz olması nedeniyle Aile Planlaması pek yapılamamaktadır Sosyal etkinliklere katılma yatkınlıkları vardır. imkanlarının sınırlı olması nedeniyle çalışma hayatı sadedir. Nüfusun büyük bir bölümü ancak kendine yeterli çapta Tarım ve Hayvancılıkla uğraşmaktadır. İlçede yaşam standardı düşüktür. Halkın yurtdışında Çalışan yakınlarının gönderdiği dövizler önemli bir geçim kaynağıdır. Konutlar genellikle tek katlı, damları sac ve topraktan yapılıdır. Kanalizasyon şebekesi İlçe merkezinde mevcut olup. ancak İlçeye yeterli değildir. İlçemiz Köyleri ve bağlı yerleşim birimlerinin tümünde elektriğin olduğu, kanalizasyon bulunmadığı içme suyu şebekeleri sadece Hasbağlar.( konutlar mahallesinde) , Kuşçimeni, Bağlarpınarı, Yeldeğirmeni, Kırkpınar, Kozlu ve Doğankaya Konutlar Mahallesinde şebekeli içme suyu mevcuttur. Boyalı köylerinde ise şebeke mevcut ancak bazı tahribattan dolayı çalışmamaktadır. 5 mahalle 34 köy ve 67 mezradan oluşan İlçemizde Devlet Hastanesinin yokluğu büyük sıkıntı yaşatmaktadır. Bölgemizde Adaklı' ya hizmet verebilecek bir Devlet Hastanesine ihtiyaç vardır. Bingöl İline genelde 140 Km. mesafe uzaklıkta Karakoçan üzeri gidilmekte, hastalarda bu uzun yoldan Elazığ'a sevk edilmektedir. İlçede bir Sağlık Ocağı mevcut olup Kaymakamlıkça bir Laboratuar yaptırılmış ancak gerekli araç - gereç ve donanıma sahip değildir. Elmaağaç köyündeki Sağlık Ocağı kapalıdır. Kaynakdüzü köyünde inşaatı bitmiş hizmete hazır hale getirilmiştir. Sütlüce, Çevreli, Çatmaoluk, Güngörsün, Akbinek, Bağlarpınarı, Aysaklı, Hasbağlar ve Karaçubuk köylerindeki Sağlık Evleri de terör saldırıları sonucu tahrip olmuş ve hizmet verilememektedir. *İlçe merkezinde Kaymakamlıkça 1 adet halı saha yaptırılmıştır.
KONUT: Çevre ve ekonomik şartlar dolayısıyla ilçe merkezinde ve köylerdeki evler genellikle taştan yapılmıştır. Mevcut evler bir veya iki katlı olarak inşa edilmiştir. Modern betonarme bine yok denecek kadar azdır. Olanlarda kamu binalarıdır. Ancak yine Devlet eliyle, 157 adet ilçe merkezinde 168 adet de köylerimizde olmak üzere betonarme olarak yapılmış Afet Konutları bulunmaktadır.
İlçenin kurulmasıyla birlikte mevcut olan konut sıkıntısı daha da artmıştır. Yeterli konut bulunmayışının sebebi de Halkın ekonomik durumunun zayıf olmasından kaynaklanmaktadır.
SOSYAL YAŞANTI :
İlçe ve Köylerdeki halkın tamamı Müslüman’dır. İlçe de fuar, festival, panayır, sergi ve Pazar gibi faaliyetlerin bulunmamasından dolayı, bu hizmetler yönünden tamamen Bingöl İl Merkezine bağımlı bir durumdadır.
KÜLTÜREL FAALİYETLER
İlçe merkezi PİO Konferans Salonunda Kaymakamlıkça zaman zaman sosyal ve kültürel faaliyetler tertiplenmektedir. - 31 Aralık 2002 tarihinde Ankara Kültür Tiyatrosu tarafından Necip Fazıl KISAKÜREK ' in "Ahşap Konak" adlı eseri sahnelenmiştir. - 16 Mart 2003 tarihinde Azerbeycan Kültür Bakanlığı Halk Dansları Topluluğu gösterisi sunulmuştur. SOSYAL TESİSLER :
İlçe merkezinde Kaymakamlıkça bir adet halı saha yaptırılmıştır. Ayrıca merkezde iki adet oyun alanı ve çocuk parkı bulunmaktadır. Yine İlçe Merkezinde 16 dairelik Emniyet Lojmanı ve 10 odalı Polis Misafir evi, 8 dairelik İlçe Tarım Lojmanları, 8 dairelik Mal Müdürlüğü Lojmanları, 5 dairelik Milli Eğitim Lojmanları, 4 dairelik Sağlık Ocağı Lojmanları ve 2 dairelik Özel İdare Lojmanları bulunmaktadır. İŞ VE ÇALIŞMA HAYATI : İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ancak bölgelerimizdeki yoğun kış şartları sebebiyle tarım ve hayvancılık da ilkel şartlarda yapılmaktadır. Bu konudaki detaylı bilgi “EKONOMİK DURUM” bölümünde açıklanmıştır. EĞİTİM-ÖĞRETİM: İlçede Okuma-Yazma oranı Devlet İstatistik verilerine göre % 65' tır. Son zamanlarda halk tarafından eğitim ve öğretime önem verilmekte, özellikle kız. çocukları okutulmaktadır. İlçe düzeyinde konuşulan dil Türkçedir. Mahalli lisan genelde köylerde konuşulmaktadır. İlçe merkezinde 1 Lise. 65 İlköğretim olmak üzere toplam 66 okul mevcuttur. İlçemiz Merkez, ve Köylerinde27 İlk Öğretim Okulu, 1 Lise öğrenime açık olup geriye kalan 38 ilköğretim okulu öğrenime kapalıdır.İlçemizde 64 ilköğretim okulu öğretmeni ve 4 lise öğretmeni olmak üzere toplam 68 öğretmen görev yapmaktadır. Ayrıca. Lise Müdürlüğünde 1 İlköğretim Okulunda 1 Branş öğretmenine ihtiyaç vardır.Açık bulunan okullarda ilk öğrettim öğrenci sayışı 1.471. lisede öğrenim gören öğrenci sayışı 75 olmak üzere toplam 1.546 dır; Branş dersleri İngilizce. Müzik ve Sosyal bilgiler öğretmenlerine ihtiyaç vardır; Ayrıca Milli Eğitim Müdürlüğünde Kadrolu Memur bulunmamaktadır, hizmetlilerle resmi işlemler yürütülmektedir. Memur ve Personel Sefine ihtiyaç bulunmaktadır.
ULAŞIM VE ALTYAPI:
İlçenin en önemli sorunu, her türlü sorunun önemli kaynağı da olması nedeni ile ulaşım konusudur. İlçemiz ile Sancak Beldesi arasındaki 28 Km.'lik Dar bir yol olmasına rağmen, bu yol standartlara uygun olmayan stabilize bir yoldur. Kış ve ilkbahar mevsimlerinde ulaşıma kapanmaktadır. Dışa açılan ana bağlantı Elazığ'ın Karakoçan ilçesi ile olan yoldur. İlçenin İl ile olan ulaşımı yeterli değildir. Özellikle Köy yolları bir an önce bakım yapmayı gerektirecek kadar kötü durumda olup. köy yollarının bozukluğu terörle mücadeleyi de olumsuz yönde etkilemektedir. Kışın yoğun kar yağışı nedeniyle gerek köy yolları, gerekse İl merkezine bağlantı yolu zaman zaman ulaşıma uzun süreler kapanmaktadır. İlçe merkezinde bulunan Köy Hizmetlerine ait bir adet Greyder ve bir adet Dozerle kar mücadelesi yapılmaktadır. Bu da ihtiyaca yeterince cevap verememektedir. İlçenin en kullanımlı ve en kısa yol güzergahı ile halihazırda kullanılmakta olan Adaklı-Karaçubuk-Sancak-Bingöl yolunun bakım inin yapılarak. kış aylarında açık tutulması ve bu yolun en kısa zamanda asfaltlanması bölgenin sosyo-ekonomik gelişimine olumlu etki yapacaktır. Köy yollarının bakımı için. Köy Hizmetlerince devamlı olarak personel bulundurulmalı, araç ve gereç takviyesi yapılmalıdır. Haberleşmede İlçe merkezinde 1000 abonelik Dicle tipi otomatik bir santral olup. halen 500 aboneye hizmet vermektedir. Merkez santralına bağlı 35 acente telefonu olup. bunların 4 tanesi terör nedeniyle Köylerinin boşalması sonucu çalışmamaktadır. İlçenin haberleşme sistemi 1998 yılı içinde ilçemizin dış hat bağlantısı fiber optik sisteme geçirilmiştir. Ancak, ilçemizde bulunan santral yeterlidir. İlçemizde hatların arızalarının giderilmesi için yeterince personel ve araç bulundurulması gerekmekledir. Yöre itibariyle Köylerde sık sık Telefon arızaları olmakta, güvenlik alındıktan sonra bu arızalar giderilmeye çalışılmaktadır. Ancak, daha önce döşenen kabloların uzun süreli olması ve çoğunun eski ve kopuk olması sebebiyle bu arızalara rastlanmaktadır. İlçe merkezinde 500 abonelik Dicle tipi otomatik telefon santralı Karaçubuk Köyünde 122 abonelik Hasbağlar köyünde l 17 abonelik. Doğankaya köyünde 65 abonelik ve Bağlarpınarı köyünde 36 abonelik otomatik santral hizmet vermekte olup. 2001 yılında Gökçeli Köyümüzde 250 abonelik bir Telefon Santralı kurulmuştur. Mevcut diğer köylerimizde de Telefon acentelikleri bulunmaktadır. İlçe merkezinde genelde Tv. yayınları net olarak izlenmektedir, TRT vericileri ilçemizin Karaçubuk,Bağlarpınarı ve Doluçay Köylerinde bulunmaktadır. Bağlarpınarı köyü Gülgölü ve Doluçay köyü Neva tepesinde bulunan TRT Tv. Vericileri 1993 yılında Teröristler tarafından yakılmış ve tahrip edilmiştir.Bağlarpınarında ki Tv. Vericisi daha sonra onarılmış fakat zaman zaman arıza yapmakta, tamiri ise uzun süre almaktadır. Şu anda "Aktarıcı Sistemi" ile izlenen TRT yayınlarının daha sağlıklı olabilmesii için ilçemize "Uydu Sistemi" kurulması gerekmektedir. İlçe merkezinde TRT 1.Kanal D.Star Show. Atv. Samanyolu televizyonları izlenmekte, ilçe merkezine yakın çevre köylerde kısmen buradan yararlanmaktadır. Köylerin çoğunda sadece TRT Kanalı olup. bu da net olarak izlenememektedir.
GENÇ İLÇESİNİN TARİHİ Anadolu'nun birçok bölgesi gibi bu bölge de ilk çağlardan beri gelmiş geçmiş çeşitli, kültür medeniyetlerin izlerini taşır. Yörede ilk yerleşmeler Kalkolitik dönemde (M.Ö.3000) olmasına rağmen, uygarlığın gelişmesi daha sonraki yıllarda olmuştur. M.Ö. 1800-1200 yıllarında Anadolu'da yaşayan yerli kavimlerden Hattiler bu bölgeyi önemli bir yerleşim merkezi haline getirmiştir. Daha sonra bölgeye hakim olan Hititler ise Hattuşa'yı (Boğazköy'ü) başkent yapmışlardır. Asurlu tüccarların yapmış olduğu "Karum" denilen iş merkezinin burada kurulması, Karadeniz, Akdeniz ve Ege havzasının Kuzeydoğu Anadolu ile İran Yaylası'na bağlanan ve tarihte "Kral Yolu" olarak bilinen, ünlü ticaret yolunun da burdan geçmesi bölgenin önemini iyice arttırmıştır. Tarihi Kral Yolu'nun tabiat şartları etkisiyle, bölgede hangi güzergahı takip ettiği bilinmemekle beraber bazı ipuçlarından yola çıkarak, Sarıkaya Köyü'nün doğusunda Hacıbağ, güneyinde Dutluk (Öteyüz mevkii), Müdü Köyü'nün güneybatısında bulunan Karice'nin Gedik mevkiinden geçmiş olması muhtemeldir. Bu düşüncemizi kuvvetlendiren bulgular arasında; a) Mezar kalıntılarının doğu ve batı ekseninde olması,
b) Yukarıda bahsettiğimiz güzergahta bulunan sivri tepelerin oyularak, geçişe uygun hale getirilmesi.
c) Adı geçen güzergahın yol için elverişli olması
d) Delice'nin Höyük'e geçişin kısa mesafeli olması gibi...
Bölge M.Ö. 1200 yılında Hitit Devleti'nin yıkılmasından sonra Frigler'in hakimiyetine girmiş, M.Ö. 676 tarihinden itibaren ise Kimmerler'in denetimine geçmiştir. Daha sonra Persler'in egemenliğine giren bölge M.Ö. 333 tarihinde Büyük İskender'in Anadolu'yu istilasına kadar Pers hakimiyetinde kalarak M.Ö. 276 tarihinde Trakya Bölgesinden geldiği sanılan Galatlar'ın hakimiyeti altına girmiştir. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılması sonucu bölge Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğu'nun sınırları içinde kalmış, Türkler'in 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi'ni kazanmalarıyla yöredeki Bizans denetiminde çıkmıştır. SUNGURLU'YA BAĞLI YÖRÜKLÜ BELDESİ HÜSEYİNDEDE
TEPESİNDE YAPILAN ARKEOLOJİK KAZILAR Sungurlu ilçesi sınırları içinde kalan Yörüklü Beldesi'nin 2,5 km. güneyindeki Hüseyindede Tepesi'nde 1996 yılında Çorum Arkeoloji Müzesi ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Tunç SİPAHİ ve Yrd. Doç.Dr. Tayfun YILDIRIM tarafından oluşan bir ekip ile arkeolojik kazılara başlanmış, kazılara 1997-1998 ve 1999 yıllarında devam edilmiştir.
Çevrede yapılan incelemeler sonucunda belirlenen mimari izler ve kırık çanak çömlek parçaları, burada bir Eski Hitit yerleşim varlığını ortaya koymuştur. Bu nedenle, Hüseyindede Tepesi'nde 1997 yılında arkeolojik kazılar başlatılmıştır. Yüzeyden toplanan ve kazılarda bulunan seramik parçalarının restorasyon çalışmaları sonucunda bir adet kabartmalı "Eski Hitit Vazosu" tamamen tümlenmiştir. Bir başka kabartmalı "Eski Hitit" vazosunun da tümlenme çalışmaları devam etmektedir. Kabartmalı vazo geleneği Eski Hitit Dönemi'nin bir tasvir sanatı özelliğidir. Bu dönemde dini konuları canlandıran kabartmalı vazolar, yoğun olarak imal edilmiş ve kullanılmıştır. Bugüne kadar tüm olarak tek bir kabartmalı "Eski Hitit Vazosu" Çankırı İnandık Tepe'de bulunmuştur. Hüseyindede Tepesinde bulunan kabartmalı Eski Hitit Vazosu ise tümlenmiş ikinci örneği teşkil etmektedir. 3600 yıllık bu vazonun gövdesindeki kabartmada bir Hitit dini töreni tasvir edilmektedir. Kabartmalı vazoda elele tutuşarak halay benzeri dans yapan kadın figürleri, bugünkü sazın benzeri bir enstrüman çalan erkek figürleri ve boğa üzerinde akrobasi yapan erkek tasvirleri yer almaktadır. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda, bu vazodan başka Hitit Dönemine ait boğa üzerinde akrobasi ile ilgili bir başka sahne tespit edilmemiştir. Bu tür sahneler Batı'da Yunanistan'da Minos ve Miken kültürlerinde bilinmekteydi. Hitit Sanatında ve arkeolojisinde ise yeni bir konu olarak karşımıza çıkar. Kabartmalı Eski Hitit vazolarına ait kırık parçalar Boğazköy, Alaca Höyük gibi diğer arkeolojik merkezlerde bulunmaktadır. Hüseyindede Tepesi'nde kabartmalı vazoların yanı sıra diğer Hitit seramik tipleri de kırık olarak ele geçmiştir. Restorasyon çalışmaları sonucunda bu seramiklerin çoğunluğu tamamlanmıştır. Bu eserler Çorum Arkeoloji Müzesi'nde korunmaktadır. Kazılarda ortaya çıkartılan mimari kalıntılar İnandık Tepe'ye paralellik gösteren bir Eski Hitit mabet yapısına işaret etmektedir. 1999 yılı kazıları bu görüşü daha da kuvvetlendirmiştir. Bu yapıya ait yeni odalar ve bağlantılar ortaya çıkarılmıştır. Hüseyindede Tepesi gerek buluntuları gerekse coğrafi konumu nedeniyle Hitit sanatı ve arkeolojisi içinde önemli bir yere oturmuştur. Çorum Valiliği ve Sungurlu Kaymakamlığı'nın da desteklediği kazılara önümüzdeki yıllarda da devam edilecektir. DANİŞMENDLER DÖNEMİ:
Sultan Alparslan komutasında Selçuklu ordusunun Bizans ordusuna karşı üstünlük sağladığı Malazgirt Zaferi'nden sonra kitleler halinde Anadolu'ya gelen Türkler, Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşma sürecini başlatmışlardır. Bu yüzden Bizans İmparatoru'nun çağrısı ile Avrupa Ülkeleri, Türkleri Anadolu'dan atmak ve Hristiyan kutsal yerlerini kurtarmak için Haçlı Seferleri başlatmışlardır. Alman ve Frenkler'den kurulu Haçlı ordusu Sinop'tan hareketle Çorum-Amasya yönünde her tarafı yakıp yıkarak ilerlerler. Bu haber üzerine Rum'ların peşinde olan İsmail Bey, babası Ahmet Gazi'nin yanına döner, bu arada Ahmet Gazi ölür. (H. 490-M. 1074) İsmail Bey'de Amasya yakınlarında Haçlılar'la yaptığı savaşta yenilir ve Amasya Bölgesi Haçlılar'ın eline geçer. Bu durum karşısında Danişmendoğlu Beyliği Konya Selçuklu Sultanı I. Kılıçarslan ile birleşip Kayseri'ye kadar ilerlemiş olan Haçlıları yenerler. Diğer bir Haçlı kolu da Ankara'ya saldırmış ve Çorum'a doğru ilerlemeye başlamıştır. Fakat İsmail Gazi, komutasındaki 5000 savaşçı ile yardıma yetişir. (H.491-M. 1075) pusuya yatarak 50-60 bin kişilik Haçlı Ordusu'nu dağıtır. Danişmendler Beyliği'nin iç çekişmeler yüzünden zayıflaması sonucu bu bölgede Selçuklu egemenliği başlamış olur. SELÇUKLU DÖNEMİ
Anadolu Selçuklu Devleti'nin siyasi hayatı 1243 Kösedağ yenilgisiyle son bulmuş, bölge Moğol Hükümdarlarının idaresine tabi olmuştur. 1276 yılında Kunduz Bey'in oğlu Emir Celaleddin Çorum'daki Moğolları yenerek Çorum ve Amasya'yı Selçuklu topraklarına katmıştır. BEYLİKLER DÖNEMİ
II. Mesut'un ölümüyle (1308) bölge Anadolu İlhanlı Devleti'nin bir ili haline geldi. Bu sırada Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasıyla irili ufaklı bir çok Türk beylikleri kuruldu. Bu durumdan yararlanan Eratna Beyliği, 1344 yılından Danişmendiye Vilayeti sahasında kendi adıyla anılan ve merkezi Sivas olan bir devlet kurdur. Eretna Beyi Ali Bey'in ölümüyle (1380) yerine geçen oğlunu bertaraf ederek, bölge Kadı Burhaneddin'in eline geçmiştir. 1398 yılında Kadı Burhaneddin'in ölümünden sonra, baş gösteren Timur tehlikesi yüzünden ve halkın isteğiyle bölge Osmanlı idaresine girmiştir. OSMANLILAR DÖNEMİ
Çorum ve yöresi, Osmanlı İmparatorluğu'na Yıldırım Beyazıt zamanında geçmiştir. Ankara Savaşı'nda (1402) Yıldırım Beyazıt'ın ordularıyla Timur'a yenilmesi, Anadolu'da sağlanan Türk siyasi birliğini bozmuş, Timur tarafından eski Türk Beylikleri yeniden kurularak devlet yönetimi Beyazıt'ın oğulları arasında pay edilmiştir. Çelebi Mehmet 11 yıl devam eden fetret döneminde kardeşlerine üstünlük sağlayarak devletin başına geçmiştir. Türk siyasi birliğini Anadolu'da yeniden kurulmasından sonra, oğlu Murat'ı (1413) Amasya'ya vali yapmıştır. 1423 yılında Çorum önce Amasya'ya bağlı bir sancak iken, 1519 yılında Ankara'ya, daha sonra da 1595 yılında tekrar Amasya'ya bağlanmıştır. 1841 yılında Sivas'tan alınan Çorum, Ankara'ya bağlanarak bir çok Türkmen aşireti getirilip bölgeye yerleştirilmiştir. 1864 yılında ise Çorum sancağı kaldırılarak, Yozgat'a bağlı bir kaza haline dönüştürülmüştür. Bu arada Sungurlu'da Yozgat sancağına bağlanmıştır. (Yozgat bu yıllarda Ankara'ya bağlı bir sancak merkeziydi.) 1894 yılında Çorumlu olan Beşiktaş muhafızı Hasan Paşa'nın gayreti ve Ankara Valisi Abidin Paşa'nın yardımı ile Çorum'un Ankara'ya bağlı sancak merkezi olmasıyla Sungurlu İlçesi de Çorum'a bağlanmıştır. Osmanlı Devleti kuruluş tarihinden itibaren, göçebe Türk boylarını, Anadolu'nun çeşitli yörelerinde yerleşik hayata geçirmek için değişik uygulamalara girişmiştir. 16. yy.'ın ilk çeyreğinde Anadolu'daki iskan hareketi hızlanmıştır. Anadolu'ya yerleştirilmiş oymaklardan bugün Sungurlu'da mevcut olanlar arasında Karaevli, Yazır, Karakeçili, ve Hilalli vardır. 1921 yılına kadar Ankara Vilayeti'ne bağlı bir sancak merkezi olan Çorum, sonradan müstakil bir sancak, 24 Nisan 1924 tarihinde de il (vilayet) olmuştur. Alaca, İskilip, Mecitözü, Osmancık, ve Sungurlu İlçeleri de Çorum'a bağlanmıştır. Boğazkale bucağı Sungurlu'ya bağlı iken 04.07.1987 gün ve 3392 sayılı kanunla müstakil bir ilçe haline gelerek Sungurlu'dan ayrılmıştır.
Sungurlu ilçesinin, tarihte iki yerleşim merkezi olmuştur. 1. Eski Sungurlu; Bugünkü Sungurlu'nun batısındadır. Şimdiki Kuzuluk (Akçay ve Tuğcu arasında) denilen yerde kurulmuştur. Eski Sungurlu "Küçük Kıyamet" adı verilen 1509 tarihinde meydana gelen depremle yıkılmış ve şehir bugünkü yerine inşa edilmiştir. Eski Sungurlu'nun çok geniş yer kaplandığı, 8.0000 nüfusa ve 2.000 haneye sahip olduğu tahmin edilmektedir. 2. Yeni Sungurlu Eski Sungurlu'nun depremle yok olmasından sonra şehir biraz doğuya doğru Sarıtepe eteklerinde yeniden kurulmuştur. Yeni Sungurlu kurulduğu günden beri 4 isim değiştirmiştir. a) Kalınsaz
Yavuz Sultan Selim, 1515 tarihinde doğu seferine giderken, şimdiki Akçakent'in bulunduğu bölgenin içinden geçen göç yolundan (Gökkaya mevkiinden Karşıyaka Semti'ne gelen mezarlığın yanından geçen yol) Sungurlu'ya gelmiş ve Manastır Tepesinin ön tarafındaki boşlukta konaklamıştır. Yavuz Sultan Selim'in "Amma da sazlık" demesinden dolayı Sungurlu "Kalınsaz" adını almıştır. b) Budaköz
Şehrin ortasından geçen Budaközü Çayı'na ithafen söylenmiştir.
c) Selimler
d) Sungurlu
Maraş Bey'in zulmünden kaçıp gelen Sungur Bey'e ithafen denmiştir.
(Sunguroğlu ailesi;Sunguroğlu Mehmet Bey ve ailesi 17. yy.'da Sungurlu'ya bir takım vakıf müesseseleri yaparak ünlenmiştir. Ahmet İzzet Paşa'nın, Padişah Abdülhamit'ten yazılı olarak Sungurzade'nin katibi, mühridarı, haznedarı olan İsmail Efendi'nin Bozok mütesellimliğine atanmasını isteyen yazısında da anlaşılacağı üzere bu ailenin devlet ve padişah nezdinde ne denli nüfuzlu olduğu görülmektedir. Sungurlu'da bir camii, bir hamam ve bir mahalle bu isimle anılmaktadır.)
Sungurlu, Osmanlı İmparatorluğu Döneminde 1866 yılında ilçe ve belediye olmuştur. İlk Belediye başkanlığı görevine de Ermeni asıllı Gregoryan Efendi atanmıştır TARİHİ VE COĞRAFİ YAPISI İlçemizin eski adı Darahini olup, Ağaçlı Çeşme anlamına gelmektedir. Söylentiye göre ilçemizde bulunan çeşmeye Dara adındaki zamanın kadın hükümdarının adı verilmiştir. Dara adı, çeşme anlamına gelen Hini kelimesiyle birleştirilerek Darahini adını almış ve günümüze kadar gelmiştir. 1473 yılında yapılan Otlukbeli savaşından sonra Osmanlı idaresine giren Genç ilçesi, komşu vilayet, sancak ve eyaletlere bağlı kalmıştır. 1881 yılında Bitlis vilayetine bağlanmış, 1924-1927 tarihleri arasında il merkezi olmuş, 1927-1936 tarihleri arasında Elazığ iline bağlı ilçe haline getirilmiş, 1936 yılında Bingöl il olunca Bingöle bağlanmıştır. İlçe Murat Nehri vadisinde 1712 km²lik alan üzerinde kurulmuş olup kuzeyinde Bingöl merkez, doğusunda Solhan ilçesi, güneyinde Diyarbakır iline bağlı Kulp-Lice-Hani ilçeleri, batısında ise Elazığ iline bağlı Arıcak- Palu ilçeleriyle çevrelenmiştir. İlçenin toplam sınır uzunluğu 194 km, deniz seviyesinden yüksekliği ise 1125 m. dir. Genç ilçesi dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olup, belli başlı dağlar doğuda Akçakara, batıda Akdağlar, güneyde ise Koz dağlarıdır. Bu dağların büyük bir kısmı ormanlarla kaplı olup, orman örtüsü bakımından Bingölün en zengin ilçelerinden biridir. Doğu Anadolunun kırık fay kuşağı üzerinde yer alan Genç ilçesinde bugüne kadar irili ufaklı birçok deprem olmuştur. Genç ilçesi dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olup, belli başlı dağlar doğuda Akçakara, batıda Akdağlar, güneyde ise Koz dağlarıdır. Bu dağların büyük bir kısmı ormanlarla kaplı olup, orman örtüsü bakımından Bingölün en zengin ilçelerinden biridir. Doğu Anadolunun kırık fay kuşağı üzerinde yer alan Genç ilçesinde bugüne kadar irili ufaklı birçok deprem olmuştur. İlçe, Doğu-Batı istikametinde Murat Nehri, Kuzey-Güney istikametinde ise Hamek Deresi ve Vahkin Çayı ile üç büyük parçaya ayrılmıştır. İlçede karasal iklim hakim olup, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve sert geçer. İlkbahar ve Sonbaharda bol yağış alan ilçenin, en soğuk ayları Ocak ve Şubat (-24), en sıcak ayları ise Temmuz ve Ağustos (41,5) tur. GENÇ İLÇESİ NÜFUSU
Bingöl'ün en büyük ilçesi olan Genç ilçesinin toplam nüfusu 35 bin 267 kişi. Bu nüfusun toplam 18 bin 885 ilçe merkezinde, 9 bin 666'sı ise köylerde yaşıyor.
KARLIOVA İLÇESSİ’NİN TARİHÇESİ İLÇE TARİHİ Karlıova İlçesi Hitit ve hurri egemenliğinden sonra MÖ 40'da Bizanslıların eline geçer. Hz. Ömer zamanında İslam devletleri topraklarına katılıyor. 1071'den sonra Selçuklu hakimiyetine girdikten sonra Mengüçoğulları, İlhanlılar, Celayirler, Akkoyunlar ile Safarilerin hakimiyetine girip çıkarlar. 1514'de Çaldıran Zaferi ile Osmanlıların sınırlarına dahil olur. Cumhuriyetin ilanından sonra 1936 yılına kadar Muş İline bağlı bir yerleşim yeri iken, 1936 yılında İl olan Bingöl'e ilçe olarak bağlanmıştır. Karlıova İlçesi daha önceleri Muş iline bağlı ve Bingöl adını taşıyan bir ilçe merkezi iken, 1936 yılında il haline getirilen Çapakçur'a (Bingöl) bağlanmıştır. 1938 yılında yürürlüğe giren kanun ile ismi Karlıova olarak değiştirilmiştir.
Adının Kaynağı: 1936 yılında Çapakçur İl merkezi olmadan önce İlçenin adı Bingöl olarak geçmekte idi. Bingöl ismini efsanelere konu olan Bingöl dağlarından almakta idi. Bakanlar Kurulunun 27.07.1938 tarihli kararı ile Bingöl vilayetine bağlı olan İlçenin adi ''Karlıova'' olarak değiştirilmiştir
Bingöl vilayetinin İlçesine başka bir ad vermek için toplanan heyet ad bulmakta güçlük çeker. Müzakere ve münakaşalardan bir netice alınamadığını gören posta eri kapıyı çalarak içeri girer. Selam verdikten sonra ''Müsaade ederseniz ben bir ad vereyim'' der. Kendisine müsaade verilir: 'Efendim dışarıya baksanıza ova karla kaplı, bu ovanın adi ''Karlıova'' olsun der. İsim hoşa gider Bingöl isminin Karlıova olarak değiştirilmesi Kaymakamlıkça kararlaştırılır. 1392 km² yüzölçümüne sahip olup il yüzölçümünün %16,6 'sını kapsar. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1940 m. dir. Dağlar ve engebeli araziler büyük bir alan kaplamakta olup düzlük alanlar ancak %7,5 civarındadır. İlçenin başlıca akarsuları peri suyu, göynük ve derin çaylardır. İlçenin 47 köyü 2 bucağı mevcuttur. 1997 Genel Nüfus Tespitine göre, İlçenin nüfusu 29 868'dir. Nüfusun yüzde 32.23'ü ilçe merkezinde, geriye kalan yüzde 67.77'si kırsal kesimde yaşamaktadır. COĞRAFİ YAPISI Karliova ilçesi, Dogu Anadolu Bölgesi'nin Yukari Firat Bölümü'nde, Bingöl ilinin kuzeydogusunda, Bingöl ve Seytan Daglari'nin arasindaki ovada kurulmustur. Güneyinde Serafettin Ve Karaboga Daglari, kuzeyinde Erzurum-Çat, kuzeydogusunda Erzurum-Tekman, güneyinde Bingöl-Solhan, güneydogusunda Mus-Varto, batisinda Bingöl-Kigi ilçeleri ile güneybatisinda Bingöl il merkezi ile çevrilmistir. Karliova ilçesi 41 derece 02 dakika dogu boylami ile 39 derece 21 dakika kuzey enleminin kesistigi noktada yer alir. Karliova 1392 km yüzölçümüne sahip olup Bingöl ilinin % 16,6'sini kapsar. Ilçe Bingöl iline 75 km mesafededir. Ilçenin deniz seviyesinden yüksekligi 1940 metredir. Daglar ve engebeli araziler büyük bir alan kaplamaktadir. Düzlük alanlar ancak %7,5 civarindadir.
Dağları: İlçe topraklarının %83'ü dağlarla kaplıdır. Bu dağların yüksekliği şöyledir: Bingöl Dagi: 3250 m Şerafettin Dağı:2544 m Seytan Dagi: 2906 m Çavresi Dagi: 2793 m Bu dağların dışında Kartal ve Hirhal gibi dağlar da bulunmaktadır. Ovaları:
Şerafettin dağı ile Çavreşi Dağı'nin birbirinden uzaklaşarak genişlediği alanda Karlıova Ovası meydana gelmiştir. Göynük Suyu ve Peri Suyu bu ovayı çeşitli yönlerde bölmüştür. Ayrıca ilçe topraklarının büyük bir kısmi yayla ve platolarla kaplıdır. Bu yaylaların en önemlileri şunlardır: Çavreşi yaylası Kandil yaylası Hirhal yaylası Tavla yaylası (Bingöl Daği) Mirgemir yaylası (Şerafettin Dağı) Akarsuları: Peri suyu Bingöl dağlarından doğan en büyük su olup, Geçitli ve Kaynarpınar köylerini takip ederek Kiğı sınırından Fırat'a dökülür. Göynük suyu, Bingöl Dağları' nın bati yamacındaki Kargapazar köyünden dogar. Çavresi Dağları'ndan Kaynak Ve Derinçay derelerini de içine katarak Genç ilçesi yakinlarinda Murat Nehri'ne karisir.
KARLIOVA İLÇESİ NÜFUSU
Bingöl'ün en büyük ilçelerinden Karlıova'nın toplam nüfusu 32 bin 147 olarak açıklandı. Bu nüfusun 7 bin 985'i ilçe merkezinde yaşarken, 24 bin 162'si köylerde yaşıyor. Karlıova nüfusunun önemli bir kısmının köylerde yaşıyor olması dikkat çekti. Karlıova'da köylerde yaşayanların sayısı ilçe merkezinde yaşayanların sayısının neredeyse üç katı olması dikkatlerden kaçmadı KARLIOVA'NIN EKONOMIK DURUMU Ilçe ekonomisi tarim ve hayvanciliga dayanmaktadir. Hayvansal ürünler ilkel yöntemlerle değerlendirilmektedir. Mera hayvancılığı yaygın olup, besicilik çok az miktarda yapılmaktadır. Ilçede, ekime müsait bol miktarda tarım alanı olmasına rağmen ağır kis sartlari nedeniyle istenilen verim elde edilememektedir. Hayvanlarin beslenmesi için yaz aylarinda çayirlar biçilerek kurtulan otlardan hayvan yemi olarak faydalanilmaktadir. Ilçemizin en faal ticareti canli hayvan alim satimi ve hayvansal ürünlerdir. Ilkbahar ve yaz aylarinda hayvansal ürünlerde süt, peynir, yün v.b almak için yurdun çesitli yörelerinden gelen tüccarlarla ilçe ekonomisi canlanmaktadir. Ilçe bünyesinde basit nitelikte imalasane ve atölyeler bulunmaktadir. Fakat ekonomik degere haiz imalat sanayi yoktur. Karliova ilçemiz ve köylerimizdeki tarim arazilerinin toplami 115.183.473 dekardir. Ilçemizde ve köylerinde halen 72.608.473 dekarlik alanda tarim yapilabilmektedir. Karliova ilçemiz genelinde 1705 kisi çiftçilikle ugrasmaktadir. Ilçemiz ve köylerinde kesin olmamakla birlikte 10600 adet büyük bas ve 393.000 küçük bas hayvan bulunmaktadir. Ilçemiz Tarim Müdürlügü daha önceki yillarda koyunculuk, aricilik, süt sigirciligi ve alabalik alanlarinda desteklemeye gitmistir. 2001 yilinda 500 adet koyun ve 500 kovan ari ile 10 ton yavru balik halkimiza dagitilmistir. Halen Karliova ilçe merkezinde 3 ton kapasiteli; Dörtyol köyünde 2 ton kapasiteli 2 adet alabalik tesisimiz faal durumdadir. ilçemizde köy bazinda en fazla ekilen ürünler sirasiyla: Çayir, yonca ve bugdaydir. Çayirin en fazla ekildigi köyümüz Toklular’ dir. Bugday ve yoncada ise Yigitler köyü basi çekmektedir. Yukarida sözü edilen ürünlerin disinda ilçemiz merkez ve köylerinde ayrica patates, fasulye, çavdar ekilmektedir. Elma(Amasya ve diger), ceviz, misir, yulaf, fig, korunga gibi ürünler çok az ekilebilmektedir.
SANAYI :Ilçede ekonomik degere haiz imalat sanayi yoktur.
SOLHAN İLÇESİNİN TARİHÇESİSolhan, ilçenin 2 km batısında yer alan Mezgeft adı ile anılan yerde, “Beglon” adında bir beyin yönetiminde kaldığı için bu ismi almıştır. Zamanla bu sözcük halk dilinde değişime uğramış, Boglon olarak anılmaya başlanmış, 1932 yılında da Solhan adını almıştır. Solhan ve yöresinin tarihi ile ilgili kesin bilgi olmamakla birlikte, bu yöredeki yerleşimin Hititlere kadar uzandığı bilinmektedir. M.Ö. 2000 yıllarında Fırat Nehri kıyısında Vasukani şehrini kurup bütün Anadolu’ya yayılan Hurriler, M.Ö. 1360'ta Hititler'in Toros Dağları'nı aşıp kendilerini sıkıştırması ve yeni krallık devrinde Şuppililuma Mitani prensini kendisine damat edinip himayesi altına almasından ötürü; Harput, Bingöl ve Muş dolaylarında hakimiyetlerini kaybetmişlerdir. M.Ö. 1200 yıllarında Hitit Devleti'nin yıkılması ile Van bölgesinde yerleşen Urartular batıya doğru genişleyerek Bitlis, Muş ve Bingöl’ü alıp Murat Irmağı Vadisine kadar ilerlediler. M.Ö. 745 yıllarında Asurlular'ın hakimiyetine geçen bölge , M.Ö. 612 yılında Med, Babil ve Urartuların saldırısıyla Medlerin hakimiyetine geçmiştir. Daha sonra İskender'in Anadolu'yu ele geçirmesi ile, İskender İmparatorluğu sınırları içerisinde kalan yöre, Onun ölümünden sonra Seleukosların yönetimine girmiştir. Daha sonra da Romalıların eline geçmiştir. Malazgirt Savaşı'ndan sonra, Selçuklular'ın egemenliğine geçmiş, Moğollar'ın Anadolu’ya saldırıları ile, 1243 yılında Kösedağ Savaşı'nda Selçuklular'ın yenilmesi sonucu Moğollar bölgeye hakim olmuşlardır. Bu dönemde, Diyarbakır'ı kendilerine yurt edinen Akkoyunlular; 1394 yıllarında Bingöl, Erzurum, Erzincan'da da hakimiyet kurmuşlardır. 1473 yılında Otlukbeli Savaşı'nda Uzun Hasan'ın yenilmesi ile Solhan'ın da içinde bulunduğu bölge, Osmanlı Egemenliği'ne geçmiştir. Bundan sonra yörede İran Hakimiyeti görülse de Şah İsmail’in 1514Çaldıran Savaşı'nda Osmanlılara yenilmesiyle Yavuz Sultan Selim tarafından Doğu Anadolu'da birlik tesisi görevini vezir Bıyıklı Mehmet Paşa ile Kürt beyi İdris-i Bitlisi ne vermiştir. Vilayet nizamnamesi gereğince teşkilatlanmada Solhan ve Muş yöresi 1864 yıllarında Erzurum eyaletine bağlanmıştır. I. Dünya Savaşı yıllarında kısa bir süre Rus işgali altında kalan Solhan, 1929 yılında nahiye olarak Muş iline bağlanmış, 1936 tarihinde de ilçe konumuna getirilerek Bingöl İli'ne bağlanmıştır. Vilayetlerin yeniden teşkilatlanması sırasında Solhan, 1864 yılında Erzurum eyaletine bağlanmıştır. I. Dünya Savaşı yıllarında kısa bir süre Rus işgaline uğramıştır. 1929 yılında nahiye olarak Muş iline ve 4 Ocak1936 tarihinde de Bingöl iline bağlanmıştır. Halkın bir kısmı arap kökenlidir. Bağdat ve Basra göçmenidir.
Coğrafya
İlçenin yüzölçümü 1114 km²'dir. Bunun il yüzölçümüne oranı % 13,71'dir. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1395 metredir. İl merkezine uzaklığı 60 km'dir. Bir doğa harikası olan Yüzenada, bu ilçenin sınırları içindedir. İlçenin 2 belediyesi, 27 köyü mevcuttur. Köyaltı yerleşim birimi (mezra) sayısı 133'tür. Belediye sınırları içinde 7 mahalle muhtarlığı vardır. Bunların 4 tanesi ilçe belediyesi, 3 tanesi de Arakonak Belediye sınırları içindedir. Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Bingöl'ün bir ilçesi olan Solhan, doğusunda Muş, batısında Bingöl, kuzeyinde Karlıova ve Varto, güneyinde de Diyarbakır ve Genç ilçesi ile çevrelenmiştir. İstanbul-İran transit yolu üzerinde olup, Bingöl İli'ne 60 km. uzaklıktadır. İlçe, Doğu Anadolu Bölgesi'nin yüksek yayları üzerinde bulunmaktadır. İlçe topraklarının büyük bölümünü engebeli alanlar ve meralar oluşturmaktadır. Güneydoğu Toroslar'ın devamı niteliğindeki dağlar ilçenin güney sınırlarından geçmektedir. Bölgedeki dağların yüksekliği 2000 m'yi geçer. İlçe topraklarının bir bölümü lav örtüsüyle kaplıdır. Bu engebeli arazi üzerinde bulunan dağların en önemlileri Şerafetin Dağları'dır. İlçenin kuzeyini tamamen kaplayan Şerafetin Dağları'nın en yüksek noktalarını; 2388 m yükseklikteki Esentepe ve 2675 m yükseklikteki Şahin tepe oluşturmaktadır. Bu dağlar arasında geniş meralar yer almaktadır. İlçenin en önemli akarsuyu Murat Nehri'dır. İlçe dışında ise Buğlan Çayı Baz Deresi, Masala Deresi önemli akarsularıdır. İlçenin önemli yaylaları ise; Şerafetin, Ağması Çevkani, kuçekan, Kandil ve Kabak Yaylalarıdır.
SOLHAN İLÇESİ NÜFUSU Bingöl'ün ikinci büyük ilçesi olan Solhan'ın toplam nüfusu 32 bin 945 olarak açıklandı. Bu nüfusun 17 bin 895'i ilçe merkezinde yaşarken, 15 bin 50'si köylerde yaşıyor. Solhan'da ilçe merkezinde yaşayanlarla köylerde yaşayanların sayısının birbirine yakın olması dikkat çekti. Ekonomi İlçenin ekonomisi büyük ölçüde hayvancılığa dayalıdır. Az miktarda da buğday, elma, ceviz, arpa, soğan ve dut yetiştirilmektedir KİĞI İLÇESİNİN TARİHÇESİ
İLÇENİN TARİHÇESİ Mevcut bilgilere göre, İlçenin tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Sırasıyla Hititler, Urartular ve Persler bölgede yerleşmişlerdir. Bölge daha sonra Mekadonya, Roma, Sasani ve Bizanslıların egemenlikleri altına girmiştir. Halit Bin Velit tarafından ilk defa İslam topraklarına kazandırılan Kiğı 1071 tarihinden sonra Selçuklu Türklerinin eline geçmiştir. İlçenin adını Bizanslılar zamanında bölge komutanının Kiğan ismindeki kızından veya Kiğa ismindeki Komutandan aldığı söylenmektedir. Erzincan tarihinde Kiğı, dağlar memleketi anlamına geldiği ifade edilmektedir. Hayat ansiklopedisinin altıncı cildinde ise Kiğı kelimesini Kayağa’ dan aramak icap ettiği ve Key’ in Prens manasına geldiği ve Kiğı’nın da bir Türk prensi namına izafe edildiği belirtilmektedir.
İlçe geçmişte Erzurum-Harput (Elazığ) kervan yolu üzerinde bulunduğundan oldukça gelişme göstermiş ve belgelere göre yüzlerce yıl Sancaklık statüsü içerisinde çeşitli yerlere bağlı olarak varlığını sürdürmüştür.
İlçe 1071 tarihinden sonra Selçuklular, Akkoyunlular ve Sefevi hakimiyeti altında kalmış, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Çaldıran zaferi sırasında Osmanlı topraklarına katılmış, değerli hizmetlerinden dolayı Bıyıklı Mehmet Paşa ya mükafat olarak verilmiştir. 1663 yılından itibaren Diyarbakır’a bağlı bir sancak iken 1926 da ilçe statüsünde Erzincan’a, Bingöl’ün il olmasıyla da 1936 da Bingöl’e bağlanarak günümüze kadar gelmiştir. Birinci dünya savaşı yıllarındaki Rus işgali 20 kasım 1916’da Ordu-Halk birliğiyle sona erdirilmiş, halkın daha sonraları gösterdiği olumlu davranışları Büyük Önder Atatürk’ün takdirlerine mazhar olmuştur. 20 Kasım günü İlçenin kurtuluş bayramı olarak her yıl kutlanmaktadır. CUMHURİYET ÖNCESİ KİĞI
Kiğı,tarihi MÖ. 3000'lere dayanan bir yerleşim merkezidir. Doğuda Bingöl,batıda Tunceli, kuzeyde Erzurum ve Erzincan, güneyde Elazığ ve Diyarbakır illeri vardır. Bingöl, Tunceli ve Erzurum'a 150,Elazığ'a 200,Diyarbakır'a 250 km mesafede çanak bir çanak şeklindedir. Kiğı'nın adı konusunda bir çok rivayet vardır. Bunların gerçeğe yakın olanlarım şöyle sıralayabiliriz: Kiğı'nın Türkçe Sözlükte anlamı yoktur. Erzincan tarihinde Kiğı'nın "Dağlar Memleketi" anlamına geldiği ifade edilmektedir. Kiğı,Romalılar zamanında Roma hanedanı Kiga'nın oğlu Talon'un hakimiyeti altında kalmıştır. Talon'un oturduğu bu kaleye Kiga ismini koyduğu, Kiga'nın Kiğı'ya dönüştüğü de söylenenler arasındadır. Hayat Ansiklopedisinin 6. cildinde ise.Kiğı kelimesinin Key-Ağa'da aramak icap ettiği ve Key'in "Prens" manasına geldiği ve Kiğı'nın da bir Türk prensi namına izafe edildiği belirtilmektedir.
İlçede başlıca tarihsel yapılar,Bizans yapışı olduğu sanılan yıkıntı durumundaki Kiğı Kalesi ile 1401-1402 yıllarında Akkoyunlu Fahrettin Kutluk Bey'in oğlu Pir Ali Bey tarafından yaptırılan Kiğı Camiidir.
Kiğı Kalesi'nin Bizans dönemi yapısı olduğu sanılmaktadır. Sarp ve oldukça yüksek bir tepedir. Buraya çıkmak oldukça zordur, içinde mucit duvarı olduğu sanılan bir taş vardır. Diğer bölümleri tümüyle yıkılmıştır. Ebu Ubeyde'nin İslam ordularına başkumandanlık yaptığı dönemde Kiğı Kalesi, Rumların elindeymiş. Roma komutanlarından Kiğa'nın oğlu Talon buraya hakimmiş. Kale çok sağlam olup,içindeki asker sayışı çökmüş. Halit Bin Velit, Diyarbakır.Maden ve Palu Kalelerini zapt ettikten sonra,Kiğı Kalesi'ni de Müslüman olan rahibin verdiği bilgiden de yararlanarak kurduğu bir planla.Talon'u sinirlendirmiş ve sinirlenen Talon,1200 atlı askeriyle kaleden çıkmış,300 kişilik İslam askeriyle Temuran (Bağlarpınarı) civarında iki ordu arasında savaş başlamıştır. Bu sırada Talon öldürülmüş,askerleri bozguna uğratılmıştır. Talon'un karısı Marcanos Margrit.Halit Bin Velit'i kaleye davet etmiş,sonra da Müslüman olmuştur. Bu savaşta İslam orduları komutanlarından Seyit Kasım,şehit olmuştur. Kabri,Kiğı'ya yarım saat mesafededir. Bu dağ bundan dolayı Seyit Kasım Dağı olarak anılmaktadır.
Kalenin alınmasından sonra halk.şimdiki Kiğı merkezine gelerek yerleşmiştir.
"Kiğı, kurulduğu zaman 17 nahiye,221 köyden ibaretmiş. Kiğı merkezi 7900 hanelik iken,nüfusu 49.000 imiş.. 1 hükümet binası,18 cami ve mescit, 1 rüştiye mektebi, 9 sübyan mektebi,2 medrese, ,263 dükkan, mağaza ve meyhane, 250 değirmen, 1 puruthane,1 mum hane,2 kireç hane, 3 fırını varmış. Gelişmiş bir yerleşim yeri olduğu için Erzurum ve Elazığ arasında işlek bir ticaret merkezi imiş." 221 köyden hicri 1314'te Tercan'a 12,1295'te Varto'ya 18,1926'da Sancak'a 21,1934'te Karlıova'ya 26, 1936'da Elazığ Karakoçan'a 33 köy verilmiş, sonuçta 111 köyü kalmıştır. Kiğı'nın bucakları iken 1987'de Adaklı ve Yayladere, 1989'da da Yedisu ilçe olmuş; 40 köy Adaklı'ya, 26 köy Yayladere'ye, 17 köy de Yedisu'ya verilmiş, Kiğı'ya 28 köy kalmıştır. 16. Yüzyılda Kiğı'daki demir yataklarının işletildiği konuşu da bilinenler arasındadır. 1663 yılından itibaren Diyarbakır'a bağlı bir sancak iken, 19. Yüzyıl sonlarında Tanzimat Fermanı ile Erzurum'a bağlı bir kaza merkezi olan Kiğı, 1916 yılında bir süre Rus işgalinde kaldı. Buna istinaden her yıl Kiğı'da 20 Kasım, "Düşman İşgalinden Kurtuluş Günü" olarak kutlanır. Cumhuriyetle beraber bir süre Erzincan'a daha sonra 1936 yılında Bingöl'e bağlanan Kiğı Belediyesi,1926 yılında kurulmuştur.
Kiğı,tarih boyunca aşağıda adı geçen çeşitli medeniyetlere sahne olmuştur.
ETİLER(HİTİTLER)ZAMANINDA KİĞI
Etiler,Anadolu'ya MÖ 3000 yıllarında gelmeye başlamışlar,Doğu ve Orta Anadolu'da Protohitit egemenliğini kurmuşlarsa da bu devletin ciddi bir şekilde yerleşmesi ve bir devlet olarak yaşamaya başlaması daha sonraki tarihlere rastlar.Asoriler,Etilere Heta-Heti dedikleri halde, Avrupa müverrihlerinden Maspero, Akvam-ı Şarkiye hakkında yazdığı kitabında Meta yani Hitit devlet mıntıkasını teşkil eden Hükümet-i Turaniyenin isimlerini şöyle tayin eder: Arato, Amut, Ergonot,Müşart, İraht,İbert,Tiyart,Halbut,Kart,Lisit, Mazt,Müşart, Hant hükümeti olup,bu isimlerin sonunda görülen T'lerin genellikle Heta dilinde edat.nisbet ve isimlerde Turanii olduğu meydandadır.
Arato: Van vilayeti ve ahalisi olup,talip manasını alan arı kelimesinin mensubu arat demektir. Amut :Diyarbakır vilayeti ve ahalisi olup.Amat dahi denir. Hafız ve Hami manasım alan Amay kelimesini mensubu olup.Amat kabilesinin meskun olduğu yerdir. Ergonot Erzurum vilayeti ve ahalisi olup,Mürdükamil manasına gelen Ergun kelimesinin mensubudur.
Yukarıda isimleri yazılı bu üç beylik arasında yer alan Kiğı'nın bir köyü olan Oğnut' un, Ergonot olduğu ve bunun zamanla bir telaffuz hatası olarak Oğnut haline geldiği sanılmaktadır. Yine Kiğı'nın Sağnes Köyü'nde köylülerin bazen buldukları küp,çanak, çömlek vb. ile Kubatlı Köyünde bulunan bir lahit ,lahitin içindeki insan kemikleri ve altın bileziğin Etilere ait olması ihtimali yüksektir. Etiler I.Mürşil zamanında Babil ve Halep dolaylarına doğru fetihlere çıktıkları sırada Kiğı tamamen Eti hegemonyası altında kalmış ve daha sonralarıda Hitit- Mitanni savaşlarına sahne olmuştur.13.ve 15.asırlarda Anadolu'da büyük bir saha da egemenlik kuran ve Mitanni Devleti'ni Fırat'ın doğusunda küçük bir devlet haline getiren Etiler zamanında Kiğı,1200 yıllarına kadar bunların hakimiyetinde kalmış, bu tarihten sonra Batıdan gelen istilalar neticesinde Eti İmparatorluğu yıkılınca bu defa Kiğı, Urartu Devleti'nin kurulmasına kadar tamamıyla tespit edilemeyen bir çok siyasi faaliyete sahne olmuştur. URARTULAR ZAMANINDA KİĞI Anadolu yaylasının doğu mıntıkasını teşkil eden kuzeyde Gümrü, doğuda Urmiye Gölü'nden batıda Malatya'ya kadar uzanan bölgelerde,MÖ. 600-900 yılları arasında 13 adet Urartu Beyliği kuruldu.Merkezi Van şehri olan bu beylikler,birleştirilerek kuvvetli ve kültür bakımından yüksek Urartu Krallığı kuruldu. Urartu Beyleri, en çok Asurlularla savaşlara giriştiklerinden, bunlar hakkındaki bilgiyi Asurluların bıraktığı çivi yazılı yazıtlardan öğrenmekteyiz.Urartuların ilk başkentleri Arzaşkun'dur. Bu devletin en önemli hükümdarları I.Menuas, III.Sardur ve Rusas'tır. Urartu Devleti'nin en parlak devri III.Sardur zamanıdır. Bu hükümdar.ülkenin sınırlarını güney istikametinde genişleterek,ilk çağların en medeni ve zengin bölgeleri olan yukarı Suriye ve Halep dolaylarını almış, böylece Asur topraklarına kadar yayılmayı başarmıştır. Hatta Bingöl Dağları üzerinde Zağ-Halu' da bir yazıt bile bırakmıştır. Bu yazıtta,yazıtlara zarar verecekler için şöyle bir ibare vardır: "Bütün Tanrılar,onun ailesini, çocuklarım, neslini yurttan kovsun ve yok etsin" MÖ 585 yılında Kızılırmak Savaşı, Doğu Anadolu tarihinin alın yazışım çizmiş ve bu tarihten itibaren Kiğı ve dolayları Perslerin idaresine geçmiştir. Filhakika 585-331 yılları arasında Doğu Anadolu Bölgesi, Perslere bağlanmış ve Büyük İskender'in Pers Kralı III.Dara'yı yendiği tarih olan 331 yılına kadar bu bağlılığını devam ettirmiştir.
PERSLER ZAMANINDA KİĞI
Persler.Kızılırmak Savaşı'ndan (585) beri Anadolu'ya sahip olmaya başlamışlar. Pers Kralı Kiros, 547 yılında Anadolu'nun batısında kurulmuş olan Lidya Devleti'ne de son vererek bütün Anadolu'ya Ege kıyılarına kadar sahip oldu. Bu dönemde Persler, Anadolu'yu Satratlıklara bölerek idare ettiler. Egemenlikleri altına giren her milletten senelik belirli miktarda altın,at,kıymetli eşya ve kumaş aldıklarından, Doğu Anadolu Bölgesi de Perslerin bu isteklerini yerine getirmek zorunda kaldı. Ancak Yunanlılarla aralarında gerginlikler ve daha sonra da savaşlar başladı. Bu savaşlar dolayısıyla Kiğı ve Doğu Anadolu toprakları, Perslerin batıya sevk ettikleri binlerce askerin geçit yeri ve konaklama bölgesi haline geldi. Perslerin egemenlikleri Doğu Anadolu'da İÖ 585-323 yılları arasında sürmüştür. Büyük İskender'in Makedonya Kralı olması nedeniyle İÖ 323 yılında Doğu Anadolu,Makedonların egemenliğine girdi. İskender'in ölümünden sonra imparatorluk, kumandanlar arasında paylaşıldı ve Doğu Anadolu, başkenti Antakya olan Selevkosların oldu. İÖ 64 yılında Romalılar, Selevkosları ortadan kaldırarak Doğu Anadolu'ya sahip oldular. ROMALILAR ZAMANINDA KİĞI Roma,veraset yoluyla Batı Anadolu'ya sahip oldu. Anadolu'nun hayvan sürülerinin zenginliği, stratejik durumun önemi her dönemde krallıkların, ülkelerin iştahını çekmiştir. Önceleri Roma generalleri Selevkosları, daha sonra Trabzon Pontus Rumlarını yendiler.Daha sonra Kiğı da Roma'ya bağlandı. 395 yılına kadar Kiğı, Doğu Roma imparatorluğu'na bağlı kalmıştır. Bu sırada İran'da kurulan Sasani Devleti ile Roma arasında Anadolu için savaşlar yapılmış ve Doğu Anadolu bir ara Sasani egemenliğine girmiştir. 610-717 yıllarında Bizans'ın Heraklius soyu zamanında Anadolu, 18 tebaaya ayrılmıştır. Erzincan da bunlardan biridir. Kiğı Kalesi, Erzincan tebaasına bağlı idi. Kiğı,Romalı Kiğa'nın oğlu Talon'un hakimiyeti altında idi. Sasani Devleti 632 yılında Araplar tarafından ortadan kaldırılmıştır. Araplar,Doğu Anadolu için savaşmışlar ve bu defa 632 yılından sonra Doğu Bizanslılar ile Müslüman Arapların çarpışma alanı haline gelmiş, 10.Yüzyılda Arap akınları durmuş, fakat daha sonra 1071 yılından itibaren Türklerin akınları başlamıştır.
MÜSLÜMANLIĞIN YAYILIŞI ZAMANINDA KİĞI
Hz.Ömer zamanında Suriye ve Irak, Arapların eline geçti. İslam kumandanlarından Halit Bin Velit , Amid (Diyarbakır), Maden ve Palu Kalelerini aldı. Bingöl'ün Azakpert(Adaklı) ve Kiğı Kalesi Romalı Kiğa' nin oğlu Talon' un elinde bulunuyordu. Hz.Ömer zamanında (634-644) Halit Bin VelitAzakpert(Adaklı) ve Kiğı Kalesi'nialdı. Kiğı Kalesi'nin alınması ile ilgili bir rivayet vardır: "Bir gün rahip kilisede vaaz vermektedir. Fakat birden konuşamaz olur. Dili,vaaz vermeye karşı tutulur. Ancak şöyle der: "İçinizden biri Halit Bin Velit'tir. Allah'ım seviyorsa Halit Bin Velit İçinizden kimse ortaya çıksın. Ona sorular soracağım. Eğer sorularına cevap verirse ona diyecek bir şeyim yok. Şayet cevap veremezse Hıristiyanlığı kabul etsin." Bunun üzerine Halit Bin Velit ortaya çıkarak kendisini
tanıtır ve şöyle der: "Ama benim de size soracaklarım olur. Eğer siz de sorularıma cevap veremezseniz, o zaman siz de Müslüman olun." İkisi bu konuda anlaşırlar. Birbirlerine dini sorular sormaya başlarlar. Halit Bin Velit, rahibin sorularına cevap verir. Fakat rahip,Halit' in sorulanna cevap veremeyince kendi cemaatinin hücumuna maruz kalır. Cemaat,rahibi ile birlikte İslamlığı kabul ederek, Halit' in tarafına geçer."
TÜRKLERİN ANADOLU'YA YERLEŞMELERİ ZAMANINDA KİĞI
1071 Malazgirt Zaferi ile Türkler.Anadolu'ya yerleşmeye başladılar.Alparslan maiyetindeki bey ve prenslere yerler göstererek onları bu işle memur etti. Mengücük Gazinin payına Erzincan ve Kemah çevresi düşmüştür.Kiğı da bu tarihte Mengücük Türkleri elindedir.Erzurum ve Kiğı daha sonra Anadolu'da kurulan ilk Türk beyliklerinden olan Saltuk Beyliği'ne geçmiştir. 1081-1243 yılına kadar Kiğı,Mengücük ve Saltukların elinde kalmıştır. MOĞOLLAR ZAMANINDA KİĞI 26 Haziran 1243 yılında Anadolu Sultanı II.Gıyasettin Keyhüsrev ile Moğol (ilhanlı) komutanı arasında Kösedağ Bölgesindeki savaştan sonra Selçuklular yenildiler. Moğollar, her geçtikleri yeri yakıp yıktılar.Böylece Doğu Anadolu, Kösedağ Savaşı'ndan sonra el değiştirdi.Anadolu Selçuklu Devleti de Moğollara vergi verir hale geldi.Moğol imparatorluğu'ndan sonra Timur İmparatorluğu kurulmuş ve aynı yerlere Timur sahip olmuştur. AKKOYUNLULAR ZAMANINDA KİĞI Kuzey iran'da Akkoyunlu Devleti kurulunca Muş,Kiğı,Solhan,Pasinler eyalet merkezi ve Genç, küçük memurlar tarafından idare edilir hale geldi. Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan yaz aylarında Bingöl Yaylaları'na gelir ve sonbaharda Tebriz'e dönerdi.1478 yılında Uzun Hasan ölünce,devlet zayıflamış ve yerine Safeviler Devleti kurulmuştur.iran Hükümdarı Şah ismail, doğuya saldırılara başladı.Bingöl bölgesini ele geçirdi.Bu suretle Kiğı, Şah İsmail'in egemenliğine girdi. SAFEVİLER ZAMANINDA KİĞI İran Hükümdarı Şah ismail,Doğu Anadolu'yu tamamen kendisine bağlama hevesine kapıldı. Bu amaçla savaştan ziyade propaganda ve taraftar toplama yolunu denedi. Şiiliği yaymaya başladı,epey taraftar topladı. 1514 yılında Doğu Anadolu için Yavuz ve Şah İsmail ordularının savaşı sonucu Şah İsmail büyük bir yenilgiye uğradı. Yavuz,geri dönüşünde,Erzurum'da Kiğı Beyleri'nden Kiğı Kalesi'nin anahtarım aldı. Yavuz, doğu savaşında kendisine yardımı dokunan Erzincan,Erzurum Valiliklerini Kiğılı Bıyıklı Mehmet Ağa' ya verdi.
OSMANLI İDARESİ ZAMANINDA KİĞI
Yavuz Sultan Selim 1514 Çaldıran Savaşından sonra doğu savaşında kendisine yardımı dokunan Erzincan,Erzurum,Trabzon Valiliklerim Kiğılı Bıyıklı Mehmet Ağa' ya verdi ve kendisini doğunun alınması ile görevlendirdi. Bıyıklı Mehmet Paşa da "İdris-i Bitlisi"nin yardımı ile bunu kısa zamanda başardı. Kiğı 1839 yılında kaza oldu ve Erzurum'a bağlandı. 1874 yılında yeniden bir idari teşkilatlanma yapıldı."Vilayet Nizamnamesi" ne göre 1881 yılında Bitlis Vilayeti kuruldu. Çapakçur ve Genç Bölgele'" Bitlis Vilayeti'ne, Kiğı ve Dersim Bölgeleri Erzincan'a Karlıova ise önce Muş, sonra da Varto'ya bağlandı. COĞRAFİ YAPI Coğrafi yönden ilginç bir konuma sahip olan İlçe Doğu Anadolu Bölgesi Yukarı Fırat bölümünde yer alan Bingöl ilinin Kuzey kesiminde yer almaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi’nin ortalarında yer alan ilçenin rakımı 1430 Metredir.
Yüzölçümü 438 Km karedir. Bölge tamamıyla engebeli, büyük bölümü meşe ormanlarıyla kapalı bir arazi yapısına sahiptir. Karasal iklimin sürdüğü İlçenin tarıma elverişli arazisi azdır, en yüksek yeri Şeytan Dağları 2650 metredir. Kaynağını Erzurum’dan alan Peri Çayı Fırat’ın büyük kollarından biri olup, en önemli akarsuyudur. Bu akarsu üzerinde özlüce barajı inşaatı tamamlanmış olup, şuan Kiğı HES barajı inşaatı devam etmektedir. İlçenin İl merkezine uzaklığı sancak üzerinden 76 km ve Karakocan üzerinden İl merkezine olan uzaklığı ise 145 km dir. Kiğı İlçesinin doğusunda Adaklı ilçesi kuzeyinde Yedisu ilçesi, batısında Tunceli ili ve Bingöl'ün Yayladere ilçesi, güneyinde ise Elazığ ve Bingöl illeri bulunur. Kiğı, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde olup , bu bölümün yeryüzü şekillerinin özelliklerini gösterir. Çok engebelidir. Dağ sıraları platolar ve tek tek volkanik dağlar çoktur. Dağ sıraları 3 zamanın kıvrımları sırasında meydana gelmiş bazı kıvrımlar yükselirken diğerleri alçalmış, bu hareketler esnasında şiddetli volkanizma meydana gelmiş ,volkanizmadan çıkan lavlar etrafa yayılarak yaylaları meydana getirmiştir . Genç kıvrımlı ve volkanik dağların çokluğundan dolayı 1. derecede deprem bölgesine girer. Bu sebepten her yıl deprem hareketleri görülür. Kiğı'nın doğusunda Şeytan Sıra Dağları ( 2650 m. ),kuzeyinde Kızılmescit Dağları, batısında Altın Hüseyin Dağları, güneybatısında Sülbüs Dağı, güney ve güney doğusunda Sancak Dağları ve yaylası bulunur. İç kısımlarda Kiğı'nın eteğinde kurulduğu Seyit Kasım ve Şenker Dağları ile tam karşısındaki Sivri Dağı diğer önemli dağlardır. Kiğı'nın en önemli akarsuyu Peri Suyu'dur.Bu su üzerinde halen çalışmaları devam eden Kiğı HES Barajı ile 2000 yılında elektrik üretimine başlayan Özlüce Barajı vardır. Peri Suyu, şeytan Dağları'nı yandan yararak güneye doğru akmaya başlar. Kiğı yakınlarına kadar devam eden bu gayet dar ve derin , haşin boğaza Kelhaç deresi veya Kelhaç boğazı denir. Bu boğazın yanlarında oturmaya , ziraat ve hayvancılık yapmaya elverişli yerler azdır Kelhaç Deresi'nden sonra Peri Suyu, genel olarak güney batı yönünü takip eder. Vadisi dar ve derindir. Peri Suyu, yer yer menderesler çizerek Keban Barajı'na kadar ulaşır. Tap düzünün güneybatısında bulunan Gökçeli çayı , gökçeli köyünden sonra , Hacı Halil köprüsü denilen yerde Peri Suyuna katılır. Peri Suyu tarafında çok sayıda kaynak suları mevcuttur . Kaynak sularının ağzından güz aylarında bol miktarda balık çıkar. Çıkan balıklar, Peri Suyu'ndaki balıklardan farklıdır . alabalığa benzeyip yörede bu balığa Ziyaret Balığı denir. Kaynakların aktığı yerin arkasında 20 Dönüme yakın düzlük bulunur Balıkların bu düzlüğün altında bulunan bir yeraltı gölünden geldiği tahmin edilmektedir. Burada bulunan tepenin ardında bir mezar bulunmaktadır ve Hz. Halit Bin Velit' in askeri olduğu söylenmektedir . Bu ziyaret ve kaynak suları çokça ziyaret edilir ve kurbanlar kesilir, murat istenir. Ancak bu ziyaret yeri, bugün Özlüce Baraj Suyu altında kaldığı için taşınarak Kiğı-Adaklı yol ayrımına getirilmiştir. Peri Suyu boyunca Yedisu'ya gidip gelirken yolculuk hem korkulu hem de çok ilginçtir. İlkbaharda yapılan yolculuklarda vadide, bir taraftan yolda dizili olarak yürüyen koyun sürülerini ve yeşilliği diğer taraftan üst kısımlarda karları görmek mümkündür.Yukarıdan aşağıya doğru hızla akıp gelen sular.vadiye güzel bir görünüm kazandırır Kiğı'nın Selenk Mahallesi'nden sonra vadi her iki yana genişler. Düzlükler ve oturmaya elverişli yerler çoğalır . Kuzeybatıdaki yüksek dağ kabarıklıklarından, Ağa şenliği tarafından, Sülbüs Şeytan ve Karababa dağlarından irili ufaklı dereler inerek Peri Suyu' na karışırlar .Kiğı'nın ilgi çekiç yeryüzü şekilleri Peri Suyu ve bu derelerin vadilerinde bulunur. Küçük su ve diğer dereler Peri Suyu'na katılmadan vadileri genişler. Kayda değer düzlükler göze çarpar. Nüfusun çoğu da bu vadiler ve vadiler arasında kalan düzlüklerde toplanmışlardır. Kiğı'da ziraat bu etek ve vadi düzlüklerinde bolca yapılır.Buğday, arpa, fiğ ekilir ve bahçe-bostan için çok yer ayrılır. Kiğı ilçe merkezine yakın Kadıköy ve Duranlar düzlüğü sulu hale getirilmiştir. Traktör sayışı en fazla olan köylerdir. Ne yazık ki buna rağmen toprağın büyük bir kısmı her yıl nadasa bırakılır.
Buralardaki Peri Suyu, Küçük su ve diğer derelerin vadilerinde son yılarda modern bahçecilik gelişmiştir. Elma, armut, ceviz ve dut. Kadıköy ile Dallıca arasında meyvesinden yararlanılan bir hayli fındık bile vardır. Peri Suyu vadisinin aşağı kısımlarındaki kış devresi, yüksek kesimlere nazaran kısalmıştır. Kiğı yöresindeki bütün akarsuların vadileri ormanlıktır. Meşe, ardıç, yabani kavak, söğüt, dişbudak, karaağaç gibi. Yalnız ormanlar günden güne yok olmaktadır. Bu vadilerde yer alan köylüler, yazın yamaçlarındaki biraz daha yüksek, serin ve bol soğuk suları olan yaylalara çıkarlar. Zaten yaylacılık Kiğı yöresinin diğer yaşam biçimidir. Kiğı, kuzeybatısında Seydi Kasım Dağları ile doğusunda Şenker Dağları arasında, Peri Suyu' na doğru inen Kerek Deresi Vadisi'nde kurulmuştur. İlçe, topludur.
Şeytan Dağları, Kelhaç Vadisi'nin hemen üstünde bir duvar gibi yükselir. Geçit vermeleri çok zordur. Kışları uzun, bu nedenle Haziran ve Eylül aylarında karın yağdığı olur. Elma Dere boyunca uzanan bu dağların uzunluğu 30 km.' den fazladır. Sıradağ üzerinde batıdan doğuya doğru şu yüksek tepeler bulunmaktadır: Boğazın hemen üstünde Topraklık Dağı (2250 m.), daha doğuya doğru yüksek olan Köşmür ( 2660 m. ), İlbeyi Dağı ( 2653 m. ) ve daha sonra asıl Şeytan dağı ( 2906 m. ) gelir. Bu sıradağın dikkat çekici bir yönü hiçbir tarafının 2000 m.' den aşağı olmamasıdır. Şeytan dağlarının Elmalı dereye bakan yüzü, çok dik fakat yumuşak topraklıdır. Bu nedenle gür ormanlarla örtülüdür. Kiğı' ya bakan tarafı çok geniş, biraz daha dikliğin! kaybetmiş, fakat derelerle çok yarılmıştır.Dağın bu yüzü çıplak ve kayalarla kaplıdır. Alt taraflarda meşe, yabani elma, ahlat vardır. Yabani Keçi ve geyik hala çoktur. Şeytan sıradağının üst tarafları geniş, bol ve yumuşak topraklı ve yağı bol olan otlarla doludur. Şeytan dağlarının üst tarafındaki bu düzlükler yazın yayla olarak kullanılır. Bu yaylalar yazın, hayvanlarla geçimini sağlayan göçebelerle dolar. Koyun sürüleri, insana, Kemalettin Kamu'nun , Bingöl Çobanlarına" adlı şiirini hatırlatır ve yaşam şiirde anlatılan yaşamla aynıdır. En geniş yaylalar, bol soğuk suları ile yazın buzları olan Beritanlıların at oynattıkları , Meydan Yaylası ile Seyit Kasım Dağı üzerindeki Seyit Kasım Yaylasi'dır. Şeytan dağları , oirbirinden farklı, iki iklim arasında bir duvar gibi uzanmaktadır. Kuzeyden güneye doğru farklı iki basınç altındadır. Bu nedenle sıradağın zirveleri çok fırtınalıdır. Kuzeyden sık sık esen ayaz yeli, Bingöl tarafından gelen acem yeli çok tehlikelidir. Bu çok şiddetli esen kuru rüzgarlar, güneyden, yani aşağılardan yukarıya doğru esen nemli rüzgarları oluşturur. Bu nedenle güneye bakan tarafları , yazın bol yağmur, kışın da çok kar alır. Yağışlar nedeniyle güney taraflarında iklim daha ılık geçer. Bundan dolayı da bu taraflar; meşe, elma, armut, kayısı, dut, ceviz bakımından zengindir. Şeytan dağları, çok engebeli olduğu için,yollar daha ziyade akarsu vadilerin! takip etmektedir. Kiğı.Yedisu, İlbeyi, Aysaklı yolları gibi. Kız Yaylası'nın batısında Nacaklı ve Sırmaçek yaylaları yer alır . Sırmaçek ile Sancak Tepesi arasında suları süt beyazı akan çeşme çok ilgi çekicidir. Kaynaktan çıktığı zaman beyazdır. Hoş ve tatlı bir içimi ile iştah açıcı bir özelliği vardır. Çanakçı köyü eski biryerleşim yeridir. Çeşmesi ünlüdür. Geniş ve büyük olan arazisinin çoğu sulu ve verimlidir . Tarım ve hayvancılikyapılır. Nacaklı Köyü , Hasbağlar'dan dereye kadar uzanır . Geçim kaynağı ceviz ve hayvancılıktır . Bu köy çok dağınıktır . Alagöz Mezrasi'nın alt tarafında birleşen üç dere Darköprü Deresi adım alarak dar bir yardan hızla akarak, Darköprü Köyü düzlüğünde Peri Suyu'na katılır . Darköprü Yaylası ( Gulafi ) , Karakoçan ile Kiğı arasında sınırdır. Yaylanın ortasında bulunan Keser Tepesi volkanik bir yükseltidir. Demirkanat Köyü, gür ormanlar içinde yer alır. Halkın geçim kaynağı ormancılık , balıkçılık , taş duvar ustalığıdır. Bu köy hizalarında Peri Suyu'nun karşı tarafında su vadisine yakın Baklalı , Kutluca , Yukarı Serinyer , Aşağı Serinyer köyleri vardır . Kutluca köyü , bu yörenin buğday tarımı merkezidir. 2-İKLİM Yörenin yazları serin , kışları ise uzun ve serttir. Sağanak yağışlar sonbahar gelince düşmeye başlar , ama yeterli seviyede olmaz . En çok yağış Kasım ayı içerisinde olur . Bazen bu ayın ilk günlerinde kar yağdığı görülür. Erken gelen bu kar o yıl Kışın erken geleceğin! belirtir. Sonbaharın kurak geçtiği yıllar , Kiğı için kıtlık belirtisidir . Güzlükler ekilmez . Otlar bahar aylarında yeterince yeşeremez. Kış aylarında yağışlar başlar ve nadiren yağmur halinde olur. Kasım - nisan arası Kiğı' da kıştır. Kış ilerledikçe kalın bir kar tabakası meydana gelir. Kışın Kuzeydoğudan esen rüzgarlar büyük kar fırtınalarına neden olur . Şubat ayından sonra kar , yerini sulu yağan kara ve sonrasında yağmura terk eder. Bu sıra ilkbahar ekim zamanı demektir . Bostan yerleri hazırlanmaya , ağaç dikilmeye başlar Yalnız bu bölgede mart ayında yağmur yağsa da baharın geldiğine , havalar güzel gitse de yine de baharın geldiğine inanılmaz . Ancak İlkbahar , Kocakarı Fırtınası'ndan sonra gelir . Kocakarı fırtınası ; Rumi Takvimine göre 28 Mart - 04 Nisan tarihleri arasındadır . Ancak Miladi Takvime göre 13 Nisan' dan sonradır. İlkbaharın 13 Nisan' dan sonra geleceği ile ilgili şöyle bir hikaye vardır; " İhtiyar bir nine bir oğlak besler . Oğlağıyla kışı geçirmiştir diye çok sevinir . Nasıl olsa yerde kar kalmamıştır der .Fakat daha sonra 13 Nisan'da aniden bir kar yağışı meydana gelir ve bir fırtına kopar, . İhtiyar nine dışarı çıkamaz olur. İhtiyar nine, oğlağım soğuktan korumak için sepetin altına koyar .Fırtına 13 Nisan' dan sonra durur. Her yer günlük güneşlik olur . Nine , sepetin altına koyduğu oğlağı çıkarmaya gider. Bir de bakar ki bir kış boyunca baktığı zavallı hayvanı ölmüştür." İşte nisan ile mart arasında olan bu fırtınaya hikayeden ötürü Kocakarı Fırtınası denir . İnanışa göre Bütün ağaçlar; 17 Mart' ı , 18 Mart' a bağlayan gece yere eğilerek Yaratan'a ibadet ederler . Bu duruma inananlar o gece yatmazlar . O yere yatma anını görmek isterler. Eğer kim ki o anı görürse ," Cennetlik olur ve her muradına kavuşur ." ama bu manzarayı herkes göremez . Ancak günahsız ve tövbe etmiş kimselere mahsustur . Anlatılan bu hikayelerde baharın geldiği anlatılır ve ağır geçen kış' tan kurtulmanın sevinci belirtilir. Mart ayının ilk çarşamba gününe 'Kara Çarşamba' denir. " O gün herkesle iyi geçineceksin , sevap işleyeceksin ki bir yıl boyunca aynısını göresin ." şeklinde yaygın bir inanış vardır. Mart ayı ile kuruyan çeşmelerden sular akmaya başlar ve her yer su deryası haline gelir. . Gittikçe dağlara karşı çekilen kar; en çok yağmurdan korkar ve der ki:" Islak ağızlı benim sana bir şey diyeceğim yok. . Okuduğum meydan güneşe karşıdır . Er ise çekildiğim yerlerden beni alıp götürsün ." Nisan ayında Kiğı renk cümbüşüne bürünür . Yörede ilkbaharın gelişi yüksek yerler ile alçaklar arasında bir ay fark eder. Mayıs ayında meşelerin de açması ile doğa coşar .her yerden hayat fışkırır. Göçmen kuşlar yumurtalarını bırakmışlardır 7 Mart'ta yedi yumurta yapamazsam canıma yedi kada değsin, diyen keklik yuvası avı başlar . 7 Mart'ta gelemezsem 9 Mart'ta kalmam" diyen leyleğin gaga sesleri başlar Kiğı'da mayıs - haziran ayı arasında Kiğı'da dolu yağışı görülür ki buna da " Camız Kıran Fırtınası" denir. Haziranda yağışlar artık durur . Ay'ın çevresinde oluşan halka , çift öküzlerin burunlarım havaya dikerek derin nefes almaları , karıncaların yuvalarına aniden çekilmeleri , yağışın geleceğine işarettir. Meşe ağacının çok palamut tutması , eşek arılarının çoğalmaları , hayvanların çok yemeleri , tavuğun uçuştan sonra hemen yere düşmesi , göçmen kuşların erkenden yöreyi terk etmeleri kışın erken ve şiddetli olacağına işaret eder. KİĞI İLÇESİNİN NÜFUSU Kığı'nın nüfusu ise toplam 5 bin 159 olarak açıklandı. Bu nüfusun 2 bin 142'si ilçe merkezinde yaşarken, bin 689'u köylerde yaşıyor. ULAŞIM Kiğı, ulaşım yönünden fazla hareketli bir ilçe merkezi değildir. Bingöl Merkeze Sancak üzerinden uzaklığı 73 km'dir. . Bu mesafenin 25 km'lik kısmı stabilizedir. Karakoçan üzerinden Bingöl'e olan uzaklığı ise 145 km'dir. Elazığ iline uzaklığı 198 km olup, bunun 60 km.lik yolu stabilizedir. Adaklı ilçesine 26 km mesafede olup yol asfalttır. Yayladere ilçesine uzaklığı 56 km olup tamamı stabilizedir. Yedisu ilçesine uzaklığı 61 km olup tamamı stabilizedir.İlçede haftanın yedi günü Elazığ'a günde bir adet minibüs ve Bingöl'e haftanın beş günü bir adet minibüsle toplu taşıma yapılmaktadır. Günde, sadece bir sefer yapılmaktadır. Bingöl'e günü birlik sefer yapılırken, Elazığ'a giden arabalar bir gece orada kalıp ertesi gün geri dönmektedir
YEDİSU İLÇESİNİN TARİHÇESİ YEDİSU TARİHİ
Yedisu tarihi çok eskilere dayanır. Eski kayıtlarda (1839) Yedisu Çerme olarak geçmektedir. Çerme kelimesi Çermik’ten gelmektedir.İlçe girişinde alttan kaynar bir havuz bulunmaktadır ve adını buradan aldığı düşünülmektedir. Kuruluşundan bu yana Çerme Köyü Bucak Merkezidir.1839 tarihinde kurulan Kiğı Kazasına bağlı 18 Köy ile Çerme Nahiyesi olarak kurulmuştur. 1314 tarihinde fahri müdürlerle idare edilen bucaklar kaldırılmış, Çerme Nahiyesi 52 köyü ile birlikte yeniden, Kiğı Kazasına ve Erzurum Vilayeti bağlanmıştır. Yedisu(Kiğı İlçesi) 1839 tarihinden 1926 tarihine kadar Erzurum Vilayetine, 1926 yılında 877 sayılı Teşkilatı Mülkiye Kanunu ile Erzincan İli’ ne ve 1936 yılında 2885 Sayılı Kanunla kurulan Bingöl İli’ne bağlanmış ve Çerme Bucağı 22 köy olarak yeniden kurulmuştur.
Çerme Bucağı’nın 7 köyü 1964 yılında Erzurum İli Çat İlçesi’ne bağlanmıştır. Yedisu ismini ise 1970 yılında YSE Müdürlüğünce Yedisu Merkezinde yaptırılan ve “7 musluk” ihtiva eden çeşmeden alarak bu tarihte isim değişikliği yapılmıştır.Yedisu; 20 Mayıs 1990 tarih ve 20523 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3644 Sayılı Kanunla Kiğı İlçesinden ayrılarak Bingöl İli’nin 7. İlçesi olmuştur. COĞRAFİ YAPI:
İlçemizin yüzölçümü 426 km2'dir. İl yüzölçümüne oranı % 5.24'tür. İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 1500 metredir. İl merkezinden uzaklığı 124 km'dir. Yedisu İlçesi Perisuyu Vadisi' nin en geniş yerinde kurulmuş olup, ilçeye bağlı köyler genellikle bu vadinin içinde yer almaktadır.İlçe Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. İlçe Bingöl İli' nin kuzeyinde, Erzurum, Erzincan, Tunceli il sınırlarının kesiştiği noktada yer almakta ve ilçe sarp, dağlık bir yapıya sahip olup, doğuda Çavuşlu Dağı, güneyde Şeytan Dağı(2950 m), batıda Bağır Dağı(3173 m), kuzeyde Koşan Dağları(3078 m) ile çevrilidir. İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Üretim pazarlayabilecek düzeyde olmayıp tüketime yetmemektedir. Buğday ve arpa gibi tahılların yanında fasulye, ceviz, elma ve armut üretilmektedir.İlçe genelinde mevcut toplam hayvan sayısı 17630 civarındadır. Bunun 14630’ u küçükbaş, 3000’i büyükbaş hayvandır. Ayrıca 1500 civarında kanatlı hayvan ve 2226 civarında arı kovanı mevcuttur.Arazi yapısı itibariyle yöre özellikle küçükbaş hayvancılığa çok elverişlidir. Nüfusun kalabalık olduğu ve terör olaylarının olmadığı zamanlarda hemen hemen her vatandaş küçükbaş hayvancılık yapıyordu. Ayrıca yöre arıcılık içinde çok müsait bir yapıdadır. Üretilen ballar genellikle ilçe genelinde ve İstanbul’da pazarlamakta olup, kaliteli ballar arasındadır.Endüstriyel faaliyet yoktur. Basit marangoz atölyesi ve günlük ihtiyaçlarını karşılayan dükkanlar vardır. Ticaret, halkın günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik esnaf faaliyetlerinden ibarettir.İlçede pazar kurulmamakta olup, panayır faaliyetleri de yoktur. İlçede pazar kurulmaması nedeniyle mevcut dükkanlarda her türlü gıda ve yiyecek maddeleri rahatlıkla bulunabilmektedir. İlçede Ziraat Bankası Şubesi vardır.İlçe genellikle yurtdışında yakınları olan vatandaş sayısı oldukça fazladır. Bunların gönderdiği dövizler yöre halkı için önemli bir geçim kaynağıdır.Kırsal kalkınma projesi kapsamında ciddi çalışmalar yapılmasının ilçenin ekonomik yaşamına önemli yararlar sağlayacağı düşünülmektedir. İlçede küçükbaş hayvancılığı geliştirmek, arıcılığı geliştirmek, ceviz ve kavak üretimini yaygınlaştırmak için teşvik uygulamaları geliştirilmelidir.
İlçede 1992 yılında tarımsal Kalkındırma ve Arıcılık Kooperatifi ile 1996 yılı sonunda bir Esnaf ve Sanatkarlar Kooperatifi kurulmuştur. İlk kurulan kooperatif şu an faaliyet göstermemektedir.
Tarım ve Hayvancılık: İlçe halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İklimin sertliği ve doğal yapının elverişsizliği bitkisel üretimi sınırlandırır. Buna rağmen 1984 yılında Bingöl ilinin en çok buğday üreten ilçesi (19.020 ton) olmuştur. Ayrıca az miktarda arpa, patates, elma, ceviz, armut yetiştirilir. İlçede hayvancılık eski önemini kaybetmiş olup ev ihtiyaçlarını karşılayacak tarzda hayvancılık yapılmaktadır. Daha çok mor, ak karaman , ivesi cinsi koyun, kıl keçisi, yerli kara ve Doğu Anadolu kırmızı cinsi sığır yetiştirilmektedir. Son yıllarda arıcılık büyük gelişme göstermiştir. Kiğı HES Barajı: Ayrıca ilçede yapımı süren Kiğı HES Baraj inşaat çalışmaları nedeniyle baraj işçiliğinin, ilçe ekonomisine olan katkısı göz ardı edilemez bir gerçektir. Bununla birlikte ilçede küçük çaplı ticaretle geçinen (Bakkal ve marketler, kahvehaneler ve lokantalar vs.) küçümsenemeyecek bir nüfus vardır. Yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın yakınlarına göndermiş olduğu dövizler ve ilçedeki küçük çaplı yatırımları da ilçenin ekonomisi içinde önemli sayılabilecek unsurlarıdır. Mera Arazisi | 17.100 Hektar | Ziraat Yap.Arazisi | 18.805 Hektar | Sulanabilir Arazisi | 5.400 Hektar | Kıraç Arazisi | 1.800 Hektar | Ormanlık Arazisi | 19.600 Hektar | Ürün G.Mey. Arazisi | 12.100 Hektar |
AVCILIK: Avcılık, Kiğı’da önemli bir yere sahiptir. İlçede yakın bir tarihte kurulan “Avcılar ve Atıcılar Kulübü” avcılık işini organize etmekte ve bu kulübe üye olanlar tarafından yapılan yardımlarla ayakta durmaktadır. Av mevsimlerinde Kiğı’da keklik ve tavşan başta olmak üzere dağ keçisi, yaban ördeği, ayı, tilki, kurt vs... av hayvanları yasalar dahilinde avlanır. Bu durum av hayvanları bakımından ilçemizin ne kadar zengin olduğunu göstermektedir. YEDİSU İLÇESİNİN NÜFUSU Yedisu'nun toplam nüfusu 3 bin 415 olarak açıklandı. Bu nüfusun bin 893'ü ilçe merkezinde yaşarken, bin 522'si köylerde yaşıyor.
YAYLADERE İLÇESİNİN TARİHÇESİ
Habip Yayladere bölgesinde M.Ö. 2100 yıllarında Komukların, Horrilerin M.Ö. 1360 yıllarında Hititler' in egemenliği görülmektedir. M.Ö. 900 yıllarında ise Urartular M.Ö. 550 yıllarında Perslerin daha sonra İskender İmparatorluğunun himayesine giren ilçe toprakları M.Ö. 75 yıllarında Ermenistan Krallığının M.Ö. 50 yıllarında da Roma İmparatorluğunun himayesine girmiştir. 1073 yılında yapılan Malazgirt savaşına kadar Bizans İmparatorluğu hakimiyetinde bulunan bu bölge bu önemli Türk zaferinden sonra Selçuklu devletine dahil olmuştur. 1080-1201 yılları arasında Saltukoğulları'nın,1473 tarihine kadar Uzun Hasan'ın elinde bulunan ilçe toprakları bu tarihte yapılan Otlukbeli savaşından sonra ise tamamen Osmanlı İmparatorluğunun himayesine girmiştir. 1514 yılına kadar İran Safevi devletinin saldırılarına uğrayan bu bölge Çaldıran savaşından sora Yavuz Sultan Selim tarafından tamamen Osmanlı topraklarına katılır. İlçede bu İmparatorluklar kalıntı olarak biraktikları tek şey yüksek bir kayalığın kale olarak kullanılması ve kale üzerindeki yerleşik hayata dair izler görülmektedir. Yayladere halkı ilçenin kuruluşuyla ilgili kesin bir bilgiye sahip degildir. Yalnız anlatılanlara göre “ Yayladere de 3 aile yaşamaktadir. Daha sonra Sade aşiretinin kümsür kolundan bir çok aile gelir ve Yayladere' ye yerleşirler. Böylelikle Yayladere tam bir yerleşim merkezi haline gelir.” Yayladere ilçesinin ilk adı Holhol' dur. Cumhuriyetin ilk yıllarında Holhol Köyü olarak Sarıtosun bucağına bağlı bir köy olan Yayladere 1936 yılında bucak merkezinin Sarıtosun'dan Holhol'a olan eski adı 1959 yılında Yayladere olarak değiştirilmiştir. 04 Temmuz 1987 tarihinde 3392 sayılı yasasıyla Bingöl iline bağlı bir ilçe haline dönüşmüştür. COĞRAFİ YAPI
Yayladere doğuda Kiğı ilçesi, Kuzey batıda Tunceli'ye bağlı Pülümür ilçesi, Günaybatıda Tunceli'nin Nazimiye ilçesi ve güneyden ise Elezığ'ın Karakoçan ilçesiyle sınırlı ve komşudur. İlçenin güneyinden geçen ve Keban Baraj gölüne dökülen Perisuyu Elezığ ili ile Bingöl ili topraklarını birbirinden ayırır. Bu akarsu üzerinde kurulmakta olan Özlüce Barajının yapımıda yıllardır devam etmekte, günümüzde önemli bir bölümü tamamlanmış sayılmaktadır. Yaklaşık 1650 metre yükseklikte yer alan Yayladere, çevresindeki dağların güney eteklerinde kurulmuştur. Her yanı dağlarla çevrili bulunan ilçenin etrafındaki yükseltisi 2500 metreyi aşmaktadır. Bu bölgede jeolojik geçmişte güney Pontid Okyanusunun etkisi vardır. Bu okyanusun kuzeyden ve güneyden gelen kıtasal levhalarla kapanması sonucu yer kabuğunun bu zayıf kuşakları boyunca yer altındaki mağmanın yükselmesi nedeniyle bu bölgelerde volkanik röliyef oluşmuş ve arazi bu röliyefe bağlı olarak bugünkü görünümünü almıştır. Tarihte çok şiddetli depremlerin oluştuğu, içinde bulunduğumuz bölgede, günümüzde de önemli yer kabuğu hareketleri yaşanmaktadır. Bu deprem kuşağında Amik Ovasından Karlıova'ya kadr uzanan kırık boyunca, özellikle VIII. ve X. yüzyıllarda önemli depremler olmuştur. Günümüzde de etkinliği sürdüren bu deprem kuşağı son olarak 1970'teki Bingöl depremi de büyük zarara yol açmıştır. Burada yer alan önemli tepeler, Taru ve Sülbüs tepeleridir. Yayladere'nin kuzeyinde ve Deşt Düzü'nün batısında yer alan Sülbüs dağı (2884 m.) çok yüksek volkanik bir dağdır. Bulunduğu sıradağın ortasından birden bire yükselmektedir. Karları en geç eriyen yerlerdendir. Sülbüs'ün üstü ve etekleri yayla olarak kullanılır. Uzaktan sivri bir koni şeklinde görünse de üstü düzlüktür. Tepesine kadar yol olduğu bilinmektedir. Dağa adını veren Sülbüs Ziyareti dağın tepesindedir. Yayladere ilçesine bağlı Taru (Yavuztaşı) köyünde Taru taşı adında bir sap kayalık vardır. Bu kayalığın güneyinde bulunan Hasköy'e yakın bir yerde de şifalı bir kaplıca vardır. Birçok romatizmal hastalık için sayısız yararı olduğu bilinmektedir. Ancak bu kaplıca içinde bilimsel çalışmalar yapıldığı söylenemez. Karakoçan - Yayladere yolu kenarında Meydan Gölü ise önemli bir mesire yeri olarak bilinmektedir
Ekonomi
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır YAYLADERE İLÇESİNİN NUFUSU
Bingöl'ün en küçük ilçesi Yayladere'nin toplam nüfusu ise 2 bin 87 olarak açıklandı. Bu nüfusun bin 160'ı ilçe merkezinde yaşarken, 636'sı ise köylerde yaşıyor Kültürel Detaylar – Camii ve Kaleler Sentarius Kalesi Murat Irmağı Vadisi’ndedir. Bingöl il merkezinin 20 km. çevresini denetlemek üzere yapılan üç önemli kaleden biridir. Urartu dönemine aittir. Kral Kızı Kalesi (Dano-Hini) Genç ilçesinde yer alan kale Diyarbakır çayı ile Konsper Çayı’nın buluştuğu yerde bir tepeye yapılmıştır. Keynekler denen bu yer yıkıntı durumdadır. Söylentilere göre Pers Kralı Dano kaleyi kızı için yaptırmıştır. Kiğı Kalesi İlçe merkezinin güneydoğusunda yer alan Kiğı Kalesi,çok sağlam bir yapıya sahiptir. Etrafı sarp kayalıklarla kaplıdır. Kale içinde bina harabeleri bulunmaktadır. Erzincan tarihinde bu kalenin Acemlerin akınına maruz kaldığı rivayet olunmaktadır. Kale’ye giren İranlıların halka büyük işkence yaptıkları, evleri yakıp yıktıkları, erkeklerin çoğunu öldürdüklerinden ve kadınlara kötü davrandıklarından bahsedilmektedir. Burayı terketmeye mecbur kalan ahalinin Kiğı’ya gelip Kaleli mahallesinde yerleştikleri ve bu mahallenin bu yüzden “Kaleli” adını aldığı tarihi kaynaklardan anlaşılmaktadır. Kale içindeki harebelerde zamanında yapılan kazılarda çeşitli ev ve süs eşyalarına rastlandığı söylenmektedir. Kale’nin Peri Suyu’na bakan yamaçları çok dik olduğundan bu yönden Kale’ye çıkmak oldukça güçtür. Kale’ye dar bir yol ile gidilmektedir. Kale etrafındaki düzlüklerde halen ziraat yapılmaktadır. Acemler’den önce İslamlar devrinde Hazreti Ömerül Faruk zamanında ehli islam eline geçen Kiğı, Müslümanlardan önce Roma hakimiyetinde bulunuyordu. Ebu Übeyde’nin Başkumandanlığı zamanında Halit Bin Velit, Kiğı Kalesi’ni Roma Hanedanından Kiğa’nın oğlu Talon’dan teslim almıştır.
Kiğı Camisi
Kiğı Camii ilçenin en eski eserlerindendir. Minarenin üstünde Arap harfleriyle yazılı bir yazıdan; bu eserin, Bayındırlı Pir Ali Bey Bin İbrahim Bey tarafrından Hicri 700 tarihinde inşa ettirildiği anlaşılmaktadır. Ayrı bir kayıtta ise, bilahare yıkılan minarenin, Hacı Hasan tarafından tamir ettirildiği ve Pir Ali Bey oğlu Pilten Bey tarafından da caminin onarıldığı yazılmaktadır. Akkoyunlular devrine isabet eden bu tarihlerden de anlaşılacağı gibi Kiğı’nın bir Akkoyunlu şehri olduğu meydana çıkmaktadır. Cami tek minareli ve tek şerefelidir. Avlusunda Kiğı eşrafından Hacı Mehmet Efendi’nin (Zermek Şehzadelerinden) kabri bulunmaktadır. Bu zat ilmi ve üstün zekası ve silahşörlüğü ile de meşhurdu. Kültürel Detaylar – Halk Oyunları Kartal Oyunu Bu oyunda Oyuncular, dağlarda sert kayalar üzerinde uçan kartalları andırır. Oyunun, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıktığı rivayet edilir. Karlıova’dan Şeref Meydanı’na doğru saldırıya geçen Rus kuvvetleri ile askerlerimiz ve milis kuvvetlerimiz arasında meydana gelen savaşta galip gelen kuvvetlerimizin kahramanca savaşını öyküler. Savaş meydanında kalan düşman cesetlerine kartalların hücum etmesiyle, kartal oyunu sembolize edilmiştir. Delilo Oyunu Oyun kızlı ve erkekli oynanır. Çevrede en fazla oynanan oyunlardan biridir.
Meryemo El ele tutuşarak bir çember yapılır. Tutulan eller içe ve dışa doğru sallanır. İleri çökme hareketleri yapılır. Oyun oynanırken şu türkü söylenir. Çepik (El Çarpma) Çok sert figürleri olan bir oyundur. Oyun, yöre insanının tabiat ile olan mücadelesini ve oyuncular arasında bir nevi kuvvet denemesini yansıtır. Oyun; davul, zurna eşliğinde oynanır. Müziğin başlaması ile birlikte sağ ayakla oyuna başlanır. Üç adım öne yürünür, üç adım bitiminde eller çırpılır. Bu hareketlerin bir kaç kez tekrarından sonra eşler birbirlerine dönerek ellerinin içleri ile üçer defa sert bir şekilde karşılıklı vuruşurlar. Bu vurma hareketleri bir kaç kez yapılır Çaçan Hareketli bir oyundur. Yörede en çok sevilen ve tutulan oyunlardandır, Ayaklar yeri döverek tempo tutulur ve öne doğru üç sıçrama yapılır. Hareketlerin aynı anda yapılmasına özen gösterilir. Oyun oynanırken en çok şu türkü söylenir. Bingöl Yöresel El Sanatları Halı Genellikle ilkel tezgahlarda dokunmaktadır. İlkel metodlarla yapılan halıların tezgahı , önce karşılıklı dört adet kazık çakılır. Kazıklar sabit olup halının uzunluğuna ve enine göre ayarlanarak çakılır. Kazıkların arka tarafına birer ağaç yerleştirilir. Daha sonra halının başlama kısmına kasnak yerleştirilir. Dokuma işinde ilmekler atılır, ilmek uzunluğu kadar kesildikten sonra kerkitle sıkıştırılır. Halı makas ile kesilir. Tezgahta tek kişi çalışır. Kilim Tezgahın kuruluşu ilkel halı tezgahının aynısıdır. Kilim dokumada halıdan farklı olarak ilmekler atılmayıp, çözgü iplerinin arasından masura geçirilir ve kerkitle sıkıştırılır. Palas Palas keçi kılından oluşan iple yapılır.Tezgahı kilim tezgahının aynısı olup fazla desen işlerine yer verilmez. Daha çok simetrik ve geometrik desenler kullanılır. Heybe Kolayca eşya ve yük taşımak için birbirine yapışık iki torbadan ibarettir.Genellikle heybe omuzda, at ve diğer yük hayvanlarında yük taşıma aracı olarak kullanılmaktadır. Keçe Diktörtgen biçiminde dikilip soğuk günlerde çobanlara giydirilir. Çorap ve Eldiven Çorap yapımına üç şişle başlanır. Çorabın yapılışı tahminen dört santime ulaştığı zaman şiş sayısı beşe çıkarılır. Çoraplar beyaz düz ve desenli olarak örülür Bingöl Örf - Adet - Gelenek Ve Görenekleri Her toplumun kendine has adet ve inanışları vardır. Yörede geçmişten günümüze gelen ve halk arasında var olan töreler adetler inançlar halk tabipliği az da olsa itibar görmektedir. Bingöl Örf - Adet - Gelenek Ve Görenekleri... 1- Yeni doğan çocuğun kırkı çıkmayıncaya kadar evden çıkarılmaz o ev komşulara ateş vermez.
2- Yeni doğan çocuğun kulağına ezan okunur.
3- Karga (Saksağan) kapıda öterse uğursuzluk getirir
4- Eve yeni gelen gelinin kayınbaba ve kayınbiraderlerle konuşması ayıplanır.
5- Aile büyüklerine karşı çocuğu kucağına alma onunla ilgilenme ve sevme hoş karşılanmaz.
6- Güneş ve ay tutulmalarında ezan okunur ve iki rekat namaz kılınır.
7- Kesilen tırnaklar toprağa gömülür.
8- Köpeklerin uluması uğursuzluk getirir.
9- Cuma günleri yaş odun kesilmez ekin biçilmez
10- Ölü evinde üç gün yemek pişirilmez
11- Yeni doğan bebeğin kesilen göbeği cami duvarına konursa çocuk din alimi okul duvarına konursa tahsilli olur.
12- Sarılık hastalığına yakalanan kimselere sarı boncuk veya altın takılır sarı elbise giydirilir.
13- Cuma günleri çamaşır yıkanmaz.
14- Nazardan korunmak için mavi boncuk veya muska takılır.
15- Bazı çıbanları patlatmak içindeki iltabı çekmek için üzerine soğan veya geniş yapraklı bitki(yörede Pelhaves denilen yaprak konur)
16- Armut ve elma ağaçları çok çiçek açarsa o yıl kar yağar.
17- Geceleri hava bulutlu olup içinde kırmızılık varsa yağış olmaz.
18- Bulutlar doğuya doğru kayarsa hava güneşli olur Batıya kayarsa yağış olur.
19- Kuşlar sürü halinde ağaçların tepesine konarsa o yıl kışın erken geleceğine ve şiddetli geçeceğine inanılır.
20- Geceleyin aynaya bakmak uğursuzluk getirir.
21- Akşamları evi süpürmek bereket kaçırır.
22- Yolculuk yapanların arkasına su dökülür.
23- Arının soktuğu yere çamur sürülür Sıcak taş ve demir bastırılır.
24- Gün batımından sonra tırnak kesmek uğursuzluk getirir.
. EDEBİYAT ATASÖZLERİ VE DEYİMLER Bingöl ili ve yöresinde halkın kullandığı Atasözleri ve Deyimler 1- Adı çıkacağına canı çıksın 2- Ağa malı deniz yemiyen domuz 3- Ağaca çıkan keçinin dama çıkan oğlağı olur 4- Açtı ağzını yumdu gözünü 5- Ağzından bal akıyor 6- Ak ile kara dere kenarında belli olur 7- Akıntıya kürek çekme, kurak yere ekin ekme 8- Allah dağına göre kar yağdırır 9- Almadan vermek Allah'a mahsustur 10-Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al 11-Aslı neyse nesli odur-Aslına çekmeyen haramzadedir. 12-Ateş ile barut bir arada olmaz 13-Attan indi eşeğe bindi 14-Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var 15-Bakmakla öğrenilseydi, kediler kasap olurdu 16-Beş parmağın beşi de bir değil 17-Bin dinle, bir söyle 18-Bir ayağı çukurda-Büyük lokma çukurda kalır 19-Çalışmak ibadetin yarısıdır 20-Çoban ne yesinki köpeğine yedirsin 21-Davulun sesi uzaktan hoş gelir 22-Eceli gelen keçi, çobanın ekmeğini yer 23-El atına binen yaya kalır 24-Elin hamuru ile erkek işine karışma 25-Eşek olduktan sonra semer vuran çok olur 26-Eşekler çalışır, atlar yer 27-Ev sahibinin hatırı olmazsa köpeğini dövmek kolaydır 28-Evin danası evin öküzünden korkmaz 29-Eyyam sana uymazsa sen eyyama uy 30-Garip kuşun yuvasını Allah yapar Turizm Aktiviteleri
Bingöl Kayak Merkezi’nin şehir merkezine olan uzaklığı 25 km’dir. Ulaşımın özel araçlarla sağlandığı kayak merkezinde karasal iklim şartları hüküm sürmekte olup kayak sezonu aralık ayında başlayıp mart ayına kadar devam etmektedir. Kayak merkezinde, 50 yatak kapasiteli bir kayak evi bulunmakta, sağlık ve diğer hizmetler için Bingöl kent merkezine gitmek gerekmektedir. Kayak merkezinde bulunan pistin uzunluğu 1.000 m. olup, acemi ve ileri düzey kayakçılar için güzergâhlar bulunmaktadır. Ortalama meylin %25 olduğu merkezde alt istasyon 1.650 m., üst istasyon 1.890 m. yüksekliğindedir. Turizm Aktiviteleri – Termal Turizm
Bingöl Kös Kaplıcaları Kös Kaplıcaları, Bingöl-Karlıova karayolunun 20. kilometresindedir. Kaplıcalara yaz ve kış aylarında ulaşım sağlanabilmektedir. Kaplıcalarda 10 motel, 1 otel, 10 pansiyon ikisi kapalı olamak üzere 3 yüzme havuzu, lokantası, çay bahçesi, araç parkı bulunmaktadır. Kaplıca havuz suyundan 1981 de alınan numunelerin Ankara Refik Saydam Merkez Hıfzısıhha Enstitüsü Kimyevi Tahlil Şubesince yapılan tahlil sonuçları ve Ankara Numune Hastanesi Fizikoterapi ve Hidroterapi Kliniği Şefliğince yapılan tetkik raporu sonucunda ; Su bikarbonatlı, karbondioksitli ve karbon gazoz sular gurubundandır. Bundan başka Klor, Sülfat, ve silikat gibi anyonlar ile demir ve alüminyum katyonları da mevcuttur. Buradki suyun romatizma ve kadın hastalıklarında banyo olarak kullanılması faydalıdır. Ayrıca suyun deri ve böbrek hastalıklarına faydalı olduğu söylenmektedir. Turizm Aktiviteleri – Kamp ve Karavan Turizmi Yüzen Ada Solhan ilçesinin Hazarşah köyü Aksakal mezrası mevkiinde bulunan bir doğa harikası olan Yüzen Ada tamamen doğal, üç tarafı dağlar ve tepeler ile çevrilmiş bir krater gölüdür. Yüzen Ada şimdiye kadar görülmemiş bir tabiat görüntüsüne sahiptir. Gölün ortasında bulunan iki ada, göl üzerinde serbest hareket etme kabiliyetine sahiptir. Adalar göl içinde bağımsızdır ve üzerinde iken adaların iki yana ağır ağır hareket ettiğini görmek mümkündür. Balık yetiştirmenin mümkün olduğu göldeki su tatlı olup, herhangi bir madensel tuz ihtiva etmemektedir. Kayak Evi ve Tesisleri Bingöl Yolçatı Kayak Merkezi (Kış Turizmi Bingöl, yeryüzü şekilleri ve iklimi itibariyle kış sporlarına oldukça elverişlidir. İl'de başlıca iki kayak tesisi mevcut olup, bunlardan Kiğı Kayak Evi 1988 de hizmete açılmış, bugün gayri faal durumdadır. Diğer kayak evi Merkez Yolçatı Kayak Evi ve Tesisi olup , sporcuların hizmetine açıktır. Mağaralar Kiğı Çiçektepe Köyü Mağarası Mağara, Kiğı ilçesinin Çiçektepe köyünde, Sivri Dağı’nın eteğinde bulunmaktadır. Mağarada iki oda, at için yer, yemlik ve çocuk beşiği mevcuttur. Mağaranın bulunduğu yer oldukça eğimli bir yapıya sahiptir. Ayrıca Mağara önündeki mevcut yolla Erzincan’a gidildiği rivayet edilmektedir. Bu mağara, Kiğı’nın çok eski çağlardan beri insan topluluklarına mesken olduğunu göstermektedir. Zağ Mağarası Zağ Mağarası, Murat Nehri kıyısında, Gökçeli ve Yenidal köyleri arasında sarp bir kayalıkta bulunmaktadır. Murat Nehri’ne bakan tarafı yerden 200-300 metre yükseklikte olup kayaların oyulmasıyla yapılmıştır. Mağara, üç kat üzerinde kurulmuştur. Her bir katında da 26 oda mevcuttur. Katlar arası geçiş yuvarlak bacalarla, odadan odaya geçişler ise kapılarla sağlanmıştır. Birinci katta Zahire deposu olarak kullanıldığı sanılan kuyular, alt katta oturma odaları, en üst katta iki haremlik odası mevcuttur. Mağara zaman içinde hasar görmüşse de şu anda 17 odası hala yapısını korumaktadır. Kalkanlı Köyü Mağaraları Yayladere ilçesine bağlı Kalkanlı Köyü yakınlarında bulunan mağaralar, bir çok oyma sanatı ile süslenmiştir. Mağaralar ve mağaraların çevrelediği şelale turistik bir öneme sahiptir.
Kübik Mağarası
Kübik mağarası, Karlıova ilçesinin Kübik Köyü yakınlarındadır. Içinde cilalı Taş ve Tunç Devrine ait bazı kalıntılar vardır. Duvarlarında bir takım oymalar ve işlemeler mevcuttur.
GEZİLECEK YERLER VE YEREL ETKİNLİKLER
YÜZEN ADA
Solhan ilçesi Hanzarşah Köyü Aksakal Göl Mezrasındaki Ada, o yörede yaşayan halk tarafından keşfedilmiştir. Söz konusu ada, şimdiye kadar görülmemiş bir tabiat olayına sahiptir. Bingöl-Solhan karayolunda 4.5 Km. uzaklıktadır. Yolu stabilize olup, 1.5 km'dir. Yolun asfaltlanması ve gölün ıslahı halinde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini artıracaktır. Bingöl'ün turizmi doğa güzelliklerine dayanır. Yüzen Ada da tamamen doğaldır. Göl'ün üç tarafı dağlar ve tepelerle çevrilmiş düz arazi üzerinde bulunan krater göl konumundadır. Göl'ün şimdiki alanı 300 m2' nin üzerindedir. Islahı halinde 500 m2'den fazla olur. Gölün derinliği 50 metreden fazla olduğu sanılmaktadır. Göle devamlı akıntı olduğu tespit edilmiştir. Gölün altından ve kemerlerinden giren su, gölün alt tarafından, gölden daha aşağıdan dereyi beslemektedir. Ufak ufak kaynaklar bu görüşü teyit etmektedir. Yaz ve kış aylarında su seviyesi aynı kalmaktadır.
Su tatlı ve berrak olup, herhangi bir madensel tuz ihtiva etmemektedir. Balık yetiştirmek mümkündür. Gölün ortasından hareket eden üç ada vardır. Adalar göl içinde bağımsızdır. Üstüne binildiği zaman sal gibi her tarafa ağır ağır hareket etmektedir. Adanın üzerinde 4-5 tane bodur ve dış budak ağacı mevcuttur. Çevredeki bitkiler gölün mevcut suyu ile beslenmektedir. Ada üzerinde bulunan ot kökleri sarılıcı olması nedeniyle toprak tamamen bitki kökleri ile kaynamış ve yapışmış durumdadır.
Ayrıca Göl'ün ortasında bulunan adanın yapısı incelendiğinde çayır, ayrık ot ve suda yetişen çeşitli bitkilerin ada üzerinde mevcut olduğu görülmektedir. Göl'ün çevresinde de çeşitli bitkilere rastlamak mümkündür. Yeşil alanın dışında kalan arazi gölden çok yüksektir. Çevresi meşe ve yeşil alan ile kaplıdır.
Balık yetiştirmek mümkündür. Gölün ortasından hareket eden üç ada vardır. Adalar göl içinde bağımsızdır. Üstüne binildiği zaman sal gibi her tarafa ağır ağır hareket etmektedir. Adanın üzerinde 4-5 tane bodur ve dış budak ağacı mevcuttur. Çevredeki bitkiler gölün mevcut suyu ile beslenmektedir. Ada üzerinde bulunan ot kökleri sarılıcı olması nedeniyle toprak tamamen bitki Kökleri ile kaynamış ve yapışmış durumdadır. Ayrıca Göl'ün ortasında bulunan adanın yapısı incelendiğinde çayır, ayrık ot ve suda yetişen çeşitli bitkilerin ada üzerinde mevcut olduğu görülmektedir. Göl'ün çevresinde de çeşitli bitkilere rastlamak mümkündür. Yeşil alanın dışında kalan arazi gölden çok yüksektir. Çevresi meşe ve yeşil alan ile kaplıdır.
GÜNEŞİN DOĞUŞU
İlimiz Karlıova ilçesinin 3250 m. yükseklikteki Bingöl Dağlarının Kale Tepesi'nden " Güneşin Doğuşu"nu normal durumundan çok farklı seyretmek mümkündür. Her yıl 15 Temmuz-15 Ağustos tarihleri arasında en iyi şekilde seyredilebilir. "Güneşin Doğuşu" çok değişik şekillerde, normal halinden çok farklı, heyacanlı ve oldukça korkunç sahneler yaratmaktadır. Dünyada tam anlamıyla;"Güneşin Doğuşu" iki yerden izlenir. Birincisi İsviçrenin Alp Dağlarından, ikincisi; Bingöl Dağlarının Kale Tepesi'nden seyredilir. Ulaşım imkanı güçtür. Karlıova ilçesine kadar yol asfalt, dağın zirvesine kadar ham yoldur. Dağın altına kadar arabayla gidildikten sonra zirveye 25-30 dk. yaya çıkılır. Etrafta soğuk su kaynakları ve yeşilllikler görülür. Yol güzergahında dinlenme, konaklama tesisleri mevcut değildir. Güneş doğarken ilk etapda hafif bir kızartı ile belirir. Kızartı etrafta çok renkli güzellikler ve dekorlar yaratır. Daha sonra insana korku veren bir karartı şeklini alır. Kızarıklıklar kor parçası haline gelir. Kor parçası içinde insan yüzünü andıran üç büyük leke (Siyah renkli) belirir. Güneş karartı halinde yavaş yavaş açılmaya başlar. Ufukta görülerek oluşumunu tamamlamak üzere iken altın bir küre gibi görünmeye başlar. Döndükçe etrafa binlerce ışık saçar. İnsanoğlunun daha önce görmediği renkleri o anda görmek mümkündür. Daha sonra güneş elmas parçası gibi kıristalleşip eski durumunu almaya başlar. Oldukça heyacanlı anlar yaşatır. Gözlerde yaşarma, ışık saçma ve anında seyr edememe gibi durumlar olur. MESİRE YERLERİ DSİ DİNLENME PARKI İl Merkezine 3 Km. uzaklıkta bulunan tesis, Bingöl II.Merhale Projesi Gayt Sulama Şebekesi'nin su alma yapısı olan ve Gayt Çayı üzerinde inşa edilen gayt regülatörünün bulunduğu sahanın düzenlenmesi sonucu halkın hizmetine sunulmuştur. Öz-Kale Vali Abdulkadir SARI Dinlenme ve Spor Tesisleri Tesis Bingöl-Muş karayolunun 5 km. de (Şehir merkezinden 7 km.dir) Kaleönü mahallesindedir. 1985-1986 yıllarında 111.000 m2 lik bir alan üzerinde İl Özel İdaresince tesis edilen örnek meyve ve kavak bahçesi içindedir. Bu bahçe içindeki Vali Abdülkadir SARI Dinlenme ve Spor Tesislerine ait alan yaklaşık 7-8 dönümdür. Tesis halka açık olup, her türlü yiyecek ve içeçek müstecir tarafından günlük olarak satılmakta olduğu gibi, piknik için gidenler kendi ihtiyaçlarını kendileri götürüp piknik yapmaları da mümkündür. Bal Kaymak Evleri Bingöl-Elazığ karayolu üzerinde Kuruca Köyü içinde bulunmaktadır. Bu köy, civarın en güzel bal ve kaymaklarını çıkarmakta ve yöreden geçen yolcular, buranın meşhur bal ve kaymağını almadan geçmemektedirler. Bingöl Kayak Evine 4 km. mesafede bulunan bu köyde özel olarak açılan dükkanlardan saç ekmeği içerisinde bal ve kaymak müştereken satılmakta ve büyük ilgi görmektedir. Avcılık Avcılık yönünden Bingöl, tabiatın insanoğluna bahşettiği ender yerlerden biridir. Eylül-Ekim-Kasım aylarında keklik, tavşan, çulluk, tilki, çil ve bıldırcın avı yapılmaktadır. Ocak ve Şubat aylarında da tavşan, keklik, tilki, kurt ve sansar gibi hayvanların avı yapılmaktadır. Kasım-Aralık-Ocak-Şubat aylarında Murat, Göynük, Gülbahar, Gayt ve Çapakçur çaylarında balık avlanmaktadır. Bu site Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi İşlem Koordinatörlüğü tarafından hazırlanmıştır.
SÜLBÜS DAĞI
Volkanik bir dağ olan Sülbüs Dağı Yayladere ilçesi'nin Kuzey Batısında yer almaktadır. Tepesi her zaman karlı görülür. Sivri bir koni görünümündedir. Dağcılar buraya her yıl uğrarlar. Ayrıca bu dağda çeşitli av da yapılır. Dağın üstü düz olmakla beraber, uzaktan sivri görünür. Üstünde Bir ziyaret vardır ve heybetli bir görünüm taşıdığı için çeşitli efsaneler yaşatır. Rivayete göre sülbüs adındaki genç bir delikanlı, starı adındaki güzel bir kıza aşık olur. Araya giren bir cadı bunların evlenmesine engel olur. Oğlan aşkından verem hastalığına yakalanarak ölür. Bu üzüntüye dayanamayan kız da çok geçmeden ölünce vasiyeti üzerine sevgilisinin yanına gömülür. Fakat cadı mezarlarının bile arasında dikenli bir ağaç şeklinde filizlenerek onları orada da ayırmak ister. ve bunların öteki dünya da bile birbirlerine kavuşmadıkları rivayet edilir. BİNGÖL’DE NE YENİR
Ne Yenir?
Yörede üretilen dut pekmezi ve bingöl balı tadılmalıdır. Soğuk Çeşme ve Yado Çeşme mevkiinde yöresel yemekler yenebilir.
Bingöl’den Yemek Tarifleri Tutmaç Çorbası Malzemeler: 500 gr. Un
1 kg. yoğurt
2 baş sarımsak
1 kaşık tereyağı
200 gr. Kavurma
Yeteri kadar toz biber, nane ve tuz Hazırlanışı: Un biraz su ve tuz ile yoğrulur. Hamur kağıt inceliğinde yufkalar halinde açılarak bir bez üzerine tek tek istenilen büyüklükte kesilir. Önceden hazırlanmış yoğurda bir miktar su katılarak hafif ateşte kaynayıncaya kadar karıştırılır. 5 dakika kaynadıktan sonra kesilmiş olan yufkalar ilave edilir. Bir miktar kavurma içine atılarak 15 dakika sonra ateşten indirilir. Tavada eritilen tereyağına isteğe göre acı biber, nane konarak ateşte kavrulur. Tabaklara konan çorbaya bu sos ilave edilerek servis yapılır. Mastuva Malzemeler: 2 Kg. ayran
250 gr. Pirinç
125 gr. Tereyağı Hazırlanışı: Pirinç yıkandıktan sonra geniş bir tencereye konur. Ayran ilave edilir, karıştırılarak normal yanan ocağa konur. Ayranın bozulmaması için kaynayıncaya kadar tahta kaşıkla sürekli karıştırılır. Kaynadıktan sonra karıştırma işlemi bırakılarak katı hale gelinceye kadar pişirilir. NASIL GİYDİRİLİR ERKEK 1- Tiftikli Kalpak
2- Yelek
3- Şalvar
4- Ayakkabı
5- Yün çorap (Tiftikli)
6- Hamale
7- Mendil (ipek)
8- Yemeni (Topuklu)
KADIN 1- Fistan-Elbise
2- Şalvar
3- Entari
4- Gümüş Kemer
5- Oyalı Yazma
6- Gömlek
7- Şal
8- Ağvan Şapka (Fini ) Foni
9- İşlemeli Mendil
10- Yelek
11- Yemeni (Topuklu
KADIN GİYSİLERİ BAŞA GİYİLENLER
Başhk (Fini): Tenekeden yapılmış kofi denen çember takılır.Arka ve kenarlardan püsküllüdür.Arka püsküller kalçaya, yan püsküller zülüfe kadar sarkar.Fininin ön kısmına peneslerle (pul) süslenmiş tülbent (ipek ve benzeri) takılır. Tasma: Altın (yuvarlak) tipli takılar,beyaz-mavi inci boncuklarla dizi halinde gerdana takılır.
Leçek (Dölbent): Beyaz dölbent olup,etrafi boncuk veya penes (pul) denilen süslerle süslenir, başa takılır. SIRTA GİYİLENLER
Atlet (İç Gömleği): Beyaz, ipeksi, kaygan tipli ince kumaştan dikilir.Gecelik tipli "U" yaka ve tek düğmedir. İç Donu: Kısa kilot tipli dondur.
Fistan (Entari): Simli,kırmızı yün veya ipekli kumaştan yapılır.Belden büzgülü etekler yandan yırtmaçlıdır. Ayak topuklanna kadar uzanır.Kol ile omuzun birleştiği yer büzgülüdür. Entarinin göğüs kısmı siyah şerit (kaytan)lerle süslüdür.
Yelek: Has dökümlü ipekten yelek tipli, yandan yırtmaçlı ve göğüs "U" yakadır.Fistanın üzerine giyilir.Rengi kırmızı olup, işlemelidir.Önü düğmelidir.
Kuşak: Şal ve ipekten ince dokunur.Rengi ise beyazdır.
Şalvar: Has ince ipekten dokumalı,dökümlü, uzun ve genişçe dikilmiş olup, fistan altında giyilir.Genelde yelek renginde olur.
AYAĞA GİYİLENLER
Çorap: Mahalli motiflerle süslenmiş ve elle örülmüş yün (ince) örme ile dokunan çoraplar giyilir. Ayakkabı: Beyaz renkli,çarık tipli,yüksek yumurta,topuk sivri burun, deriden yapılmış olup, poçiklidir (kuyruklu) TAKILAR
Takı: Altın veya gümüşten lira biçiminde takılar göğüse takılır
Bilezik: Gümüş veya altın renkli bilezikler takılır
AKSESUAR
Kemer: Halkalarla birbirine bağlı altın renkli veya gümüş kemer bele bağlanır
Mendil: Yelek renginde olup, ipekten yapılır.2 ayrı renkte mendil kullanılır
ERKEK GİYSİLERİ
BAŞA GİYİLENLER
Papak (Küllah): Yün veya tiftikten el örgüsü ile örülmüştür.Rengi kahve rengine benzerdir.Açıldığı zaman yüz kısmı açık, omuzlara kadar inen bir başlıktır
SIRTA GİYİLENLER
İç Gömlek: Beyaz patiskadan kaygan tipli (ipeğimsi) kumaştan bisiklet yaka olup, tek düğmeli olarak dikilir. İç Donu: Beyaz patiskadan kaygan tipli (ipeğimsi) kumaştan uzun şalvar tipli, bileklerinden düğmeli, belden uçkurlu olarak dikilir. Gömlek: Kutnu kumaştandır. Dokuması ipeğe benzer, hakim yaka ve kollar uzun kol olup manşetlidir. Kırmızı veya sarı-kımızı karışık renkli oluşu tercih edilir. Düğmeler uyumlu renkten olmalıdır. Yelek: Siyah ve simli kumaştan dikilir,yakası U şeklindedir.6 düğme ve 2 ceplidir.Düğmenin birine köstek takılarak saat cebe konur. Şalvar: Lacivert, dökümlü sal kumaştan ince dokunanı tercih edilir.Geniş ve kemer kısmı uçkur ile bağlanır.Paçaları dar, ağı diz altına kadar uzanır. Kuşak: Şal ve ipekten dokunmuştur.Şal dokuma kalın olup, ipek ince dokumadır.Renk ise beyazdır.Kuşaklar üçgen şeklinde, üçgeni sola gelecek şekilde bağlanır.Püsküllerin sarkmasına özen gösterilir. AYAĞA GİYİLENLER
Çorap: Siyah-Beyaz karışık renkli tiftik veya yün örme olup, ince dokuma ile dokunan çoraplar giyilir.
Ayakkabı: Beyaz renkli, çank tipli, yüksek yumurta topuk, sivri burun, deriden yapılmış olup, poçiklidir (kuyruklu) AKSESUARLAR
Mendil: Gömlek renginden olup, ipekten yapılıdır.2 ayrı renkte (beyaz-kırmızı ipek) mendil kullanılır. Köstek: Gümüş zincir ve cep saatına takılır, yeleğin cebine sarkıtılarak konulur.
NE ALINIR Bingöl Balı ve Dut Pekmezi almadan dönmeyin YAPMADAN DÖNME Yapmadan Dönme Yüzen Ada’yı görmeden,
Bingöl Halkoyunlarını izlemeden,
Yado Çeşmesi ve Soğuk Çeşmede yemek yemeden,
Bingöl Balı ve Dut Pekmezi satın almadan Dönmeyin.
YEREL ETKİNLİKLER
FESTİVALLER – FUARLAR VE YEREL ETKİNLİKLER BİLGİ FORMU
ETKİNLİĞİN ADI | Karlıova’nın Düşman İşgalinden Kurtuluşu | TARİHİ | 11 Mart | İL VE İLÇE | Bingöl – Karlıova | NİTELİĞİ – ULUSAL / ULUSLARARASI | Ulusal | KAÇ YILDAN BERİ DÜZENLENDİĞİ | 1973 Yılından Beri Kutlanmaktadır | DÜZENLEYEN KURULUŞ | Karlıova Belediye Başkanlığı | ADRES | Belediye Başkanlığı / KARLIOVA | TELEFON | 0 (426) 511 20 06 | FAKS | 0 (426) 511 20 06 | YURT DIŞINDAN KATILIMCI VE KİŞİ SAYISI | Yoktur |
ETKİNLİĞİN KONUSU VE AMACI (Kurtuluş Şenlikleri) Karlıova 1916 – 1917 tarihleri arasında Rusların işgaline uğramıştır. 11 Mart 1917 yıllında düşman işgalinden kurtarılmıştır. Bu nedenle her yıl 11 Mart’ta kurtuluş kutlamaları yapılmaktadır. GERÇEKLEŞTİRİLECEK AKTİVİTELER 1- Resmi geçit töreni 2- Silah atışı 3- İşgali canlandırma 4- At yarışları folklor 5- Şiirlerin okunması 6- Davetlilere yemek ikramı FESTİVALLER – FUARLAR VE YEREL ETKİNLİKLER BİLGİ FORMU ETKİNLİĞİN ADI | Kiğı’nın Düşman İşgalinden Kurtuluşu | TARİHİ | 20 Kasım | İL VE İLÇE | Bingöl – Kiğı | NİTELİĞİ – ULUSAL / ULUSLARARASI | Ulusal | KAÇ YILDAN BERİ DÜZENLENDİĞİ | 1980 Yılından Beri Kutlanmaktadır | DÜZENLEYEN KURULUŞ | Kiğı Belediye Başkanlığı | ADRES | Belediye Başkanlığı / KİĞI | TELEFON | 0 (426) 311 21 04 | FAKS | 0 (426) 311 21 04 | YURT DIŞINDAN KATILIMCI VE KİŞİ SAYISI | Yoktur |
ETKİNLİĞİN KONUSU VE AMACI (Kurtuluş Şenlikleri) Vatanın bir parçası olan kendi şirin ilçesini daha iyi tanıtmak, uğradığı zarar ve ziyanları, kim niçin işgale uğradığını ve kültürünü, siyasi olayları medeniyet alanındaki ilerlemeleri öğrenmek için kutlanmaktadır.
GERÇEKLEŞTİRİLECEK AKTİVİTELER 1- Açılış konuşması 2- Resmi geçit töreni 3- Folklor gösterisi 4- Şiirlerin okunması 5- Milis kuvvetleri tarafından işgali canlandırma 6- Müzik şöleni 7- Tiyatro vs. FESTİVALLER – FUARLAR VE YEREL ETKİNLİKLER BİLGİ FORMU ETKİNLİĞİN ADI | Solhan’ın Düşman İşgalinden Kurtuluşu | TARİHİ | 28 Ağustos | İL VE İLÇE | Bingöl – Solhan | NİTELİĞİ – ULUSAL / ULUSLARARASI | Ulusal | KAÇ YILDAN BERİ DÜZENLENDİĞİ | 1982 Yılından Beri Kutlanmaktadır | DÜZENLEYEN KURULUŞ | Solhan Kaymakamlığı ve Belediye Başkanlığının işbirliği ile | ADRES | Kaymakamlık –Belediye Başkanlığı- SOLHAN | TELEFON | 0 (426) 711 20 02 – 0 (426) 711 30 01 | FAKS | 0 (426) 711 20 02 0 (426) 711 30 01 | YURT DIŞINDAN KATILIMCI VE KİŞİ SAYISI | Yoktur |
ETKİNLİĞİN KONUSU VE AMACI (Kurtuluş Şenlikleri) Solhan’ın kurtuluşu 208 Ağustos 1916 tarihinde olup, her yıl bu tarihte kutlanmaktadır. Amaç Kurtuluşun memleketimizin hangi badirelerden geçtiğini ve gelecek nesillere aktarmak için kurtuluş şenlikleri yapılmaktadır..
GERÇEKLEŞTİRİLECEK AKTİVİTELER 1- Resmi geçit töreni 2- Folklor gösterisi 3- Şiirlerin okunması 4- Milis kuvvetleri tarafından işgali canlandırma 5- Davetlilere yemek ikramı FESTİVALLER – FUARLAR VE YEREL ETKİNLİKLER BİLGİ FORMU ETKİNLİĞİN ADI | Av sezonunun açılış şenlikleri | TARİHİ | 16 Ağustos – Ekim ayının ilk haftası | İL VE İLÇE | Bingöl – Merkez | NİTELİĞİ – ULUSAL / ULUSLARARASI | Ulusal | KAÇ YILDAN BERİ DÜZENLENDİĞİ | 1975 yılından beri devam etmektedir | DÜZENLEYEN KURULUŞ | Avcılar ve Atıcılar Derneği | ADRES | Genç Cad. Avcılar ve Atılar Derneği BİNGÖL | TELEFON | 0 (426) 213 74 83 | FAKS | ----- | YURT DIŞINDAN KATILIMCI VE KİŞİ SAYISI | Yoktur |
ETKİNLİĞİN KONUSU VE AMACI (Kurtuluş Şenlikleri) Avcılık yönünden Bingöl tabiatının insanoğluna bahşettiği ender yerlerden biri olduğunu ve avcılığın fevkalede gelişme gösterildiğini ortaya koyabilmektedir. GERÇEKLEŞTİRİLECEK AKTİVİTELER 1- Yöneticiler tarafından sezonunun açılış yerini tespit etmek. 2- Guruplar halinde av sahasına dağılarak ve av yapıldıktan sonra tespit edilen yerde toplanırlar. 3- Yemek ve av ikram edilir. 4- Davul zurna eşliğinde oyunlar oynanılır. 5- Belirli bir saatte konvoy halinde dönülür. FESTİVALLER – FUARLAR VE YEREL ETKİNLİKLER BİLGİ FORMU ETKİNLİĞİN ADI | Kültür Bahar bayramı (Hıdrellez) | TARİHİ | Mayıs ayının ilk haftası | İL VE İLÇE | Bingöl – Merkez | NİTELİĞİ – ULUSAL / ULUSLARARASI | Ulusal | KAÇ YILDAN BERİ DÜZENLENDİĞİ | 1950 yılından beri düzenlenmektedir | DÜZENLEYEN KURULUŞ | İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü | ADRES | İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü - BİNGÖL | TELEFON | 0 (426) 213 18 26- 213 34 60 | FAKS | 0 (426) 3213 50 00 | YURT DIŞINDAN KATILIMCI VE KİŞİ SAYISI | Yoktur |
ETKİNLİĞİN KONUSU VE AMACI (Kurtuluş Şenlikleri) Oyunlar, şarkılar, türküler düzenleme ve eğlenme, bahar bayramının kutlanması tabiatta meydana gelen değişikliği buram buram kokan çiçekler, doğanın ne kadar harikulade olduğunu göstermek ve sevdirmek.Vatanın bir parçası olan kendi şirin ilçesini daha iyi tanıtmak, uğradığı zarar ve ziyanları, kim niçin işgale uğradığını ve kültürünü, siyasi olayları medeniyet alanındaki ilerlemeleri öğrenmek için kutlanmaktadır.
GERÇEKLEŞTİRİLECEK AKTİVİTELER 1- Açılış konuşması 2- Türküler ve şarkılar söyleme 3- Doğayı gezme, dinlenme ve eğlenme 4- Davul zurna eşliğinde oyunlar oynama 5- Kaval çalma 6- Çay içme ve yemek ikramı yapılmaktadır. 7- Yarışmalar (Yoğurt, Çuval, Taş Atma, Koşu, Yumurta Yarışı) FESTİVALLER – FUARLAR VE YEREL ETKİNLİKLER BİLGİ FORMU ETKİNLİĞİN ADI | Nevruz Bayramı | TARİHİ | 21 Mart | İL VE İLÇE | Bingöl – Merkez | NİTELİĞİ – ULUSAL / ULUSLARARASI | Ulusal | KAÇ YILDAN BERİ DÜZENLENDİĞİ | 1997 Yılından Beri Kutlanmaktadır | DÜZENLEYEN KURULUŞ | İl Valiliği | ADRES | Hükümet Konağı - BİNGÖL | TELEFON | 0 (426) 213 10 01 | FAKS | 0 (426) 213 26 93 | YURT DIŞINDAN KATILIMCI VE KİŞİ SAYISI | Yoktur |
ETKİNLİĞİN KONUSU VE AMACI (Kurtuluş Şenlikleri) Ailede kalan örf, adet, gelenek ve göreneklerimizi birlik ve beraberlik içerisinde ulusça kutlayabilmek..
GERÇEKLEŞTİRİLECEK AKTİVİTELER 1- Gençlik Spor İl Müdürlüğünün (Kapalı Spor Salonu) 2- Günün anlam ve önemini belirten konuşmalar. 3- Folklor gösterisi 4- Kır gezintileri 8- Mahalli Basın kanalıyla makale vb. yazılar. FESTİVALLER – FUARLAR VE YEREL ETKİNLİKLER BİLGİ FORMU ETKİNLİĞİN ADI | At Yarışları | TARİHİ | 20 Ağustos 10 Eylül | İL VE İLÇE | Bingöl – Karlıova | NİTELİĞİ – ULUSAL / ULUSLARARASI | Ulusal | KAÇ YILDAN BERİ DÜZENLENDİĞİ | 1950 yılından beri kutlanmaktadır | DÜZENLEYEN KURULUŞ | Karlıova Belediye Başkanlığı | ADRES | Belediye Başkanlığı / KARLIOVA | TELEFON | 0 (426) 511 20 06 | FAKS | 0 (426) 511 20 06 | YURT DIŞINDAN KATILIMCI VE KİŞİ SAYISI | Yoktur |
ETKİNLİĞİN KONUSU VE AMACI (Kurtuluş Şenlikleri) İlimizi Karlıova İlçesinde en iyi cins atlarını yetiştirmek ve bu atlarla yılın belirli aylarında şenlikler ve yarışlar düzenlenerek halkın birlik ve beraberliğini sağlamak en iyi koşan cins atları tespit etmek. GERÇEKLEŞTİRİLECEK AKTİVİTELER 1- Açılış konuşması 2- Resmi geçit töreni 3- 1-2-3. gelen atlar’a ödüllerin verilmesi 4- Folklor gösterisi 5- Konuklara yemek ikramı FESTİVALLER – FUARLAR VE YEREL ETKİNLİKLER BİLGİ FORMU ETKİNLİĞİN ADI | Güneşin Doğuşu | TARİHİ | 15 Temmuz 15 Ağustos tarihleri arası | İL VE İLÇE | Bingöl – Karlıova | NİTELİĞİ – ULUSAL / ULUSLARARASI | Ulusal | DÜZENLEYEN KURULUŞ | Belediye Kamu Kurum ve Kuruluşların İşbirliği ile | TELEFON | 0 (426) 511 26 69 | FAKS | 0 (426) 511 30 81 | E-MAİL ADRESİ | www.karliova.bel.tr |
ETKİNLİĞİN KONUSU VE AMACI (Kurtuluş Şenlikleri) İlimiz Karlıova İlçe sınırları içerisinde bulunan Bingöl dağları Kale tepesine 15 Temmuz ile 15 Ağustos tarihleri arasında iklim şartlarının uygun olduğu bir tarihte güneşin doğuşunun izlenmesi amacıyla Karlıova Belediyesince gezi düzenlenmektedir. FESTİVALLER – FUARLAR VE YEREL ETKİNLİKLER BİLGİ FORMU ETKİNLİĞİN ADI | Sülbüs Kültür ve Doğa Festivali | TARİHİ | 21-23 Temmuz tarihleri arası | İL VE İLÇE | Bingöl – Yayladere | NİTELİĞİ – ULUSAL / ULUSLARARASI | Ulusal | KAÇ YILDAN BERİ DÜZENLENDİĞİ | 2004 yılından beri düzenlenmektedir | DÜZENLEYEN KURULUŞ | Yayladere Belediye Başkanlığı | TELEFON | 0 (426) 341 20 05 | FAKS | 0 (426) 341 20 08 | E-MAİL ADRESİ | Yayladere bel.hotmail.com |
ETKİNLİĞİN KONUSU VE AMACI (Kurtuluş Şenlikleri) İlimiz Yayladere İlçesi Sülbüs kırsalında her yıl 21-23 Temmuz tarihleri arasında ulusal bazda halkın katılımlarıyla çeşitli etkinlikler içeren doğa ve kültür festivali Yayladere Belediyesince düzenlenmektedir.
|